Makaleler
Yazılımda Dünyaya Açılmanın Yolunu Keşfettiler

Oğuz Haliloğlu, İskeçe’nin Kireçciler köyünde doğdu. İlkokulu köyde, ortaokulu İskeçe’deki azınlık lisesinde okudu. Yunanistan’da yaşamasına rağmen, bulunduğu yerdeki 6 Yunanlı ailede dahil herkesin Türkçe konuşması nedeniyle, Yunancayı tam öğrenemedi. Liseyi Türkiye’de okumaya karar verdi. 1985’te Bursa Erkek Lisesi’ne girdi. Okul hayatı boyunca kendi deyimiyle "başarılıydı ama öyle çok hırslı bir insan da değildi" Haliloğlu. Üniversite tercihlerini yapması gerektiğinde, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü birinci sıraya yazdı. Çünkü matematik-fen bölümünde okumak ve yüksek notlara sahip olmanın karşılığı, yüksek puanlı bir bölümü yazmaktı. 1988’de Boğaziçi Bilgisayar Mühendisliği’ne girdiğinde, bu meslek hakkında bildiği tek şey, ilk kez arkadaşının evinde gördüğü bilgisayarla ilgili olduğuydu.

Asıl İlgi Alanı Tarih
Mühendislik okuduğu sırada asıl ilgi alanının tarih ve siyaset olduğunu fark etti. Üniversitede okuduğu 4 yıl boyunca okulun Uluslararası İlişkiler Kulübü’nde faal bir şekilde yer aldı. 1992’de, daha sonra Borusan Holding’e satılacak olan Time AŞ’de yazılım uzmanı olarak çalıştı. Bilgisayar teknolojilerini telefona entegre etme konusunda çalışan şirkette, bu alanda yazılım üretmeye başlayan ikinci kişiydi. Bu arada İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı Siyasi Tarih yüksek lisans programınına girdi ama, iş temposu nedeniyle tamamlayamadı. 1996’da, Time AŞ’de birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla birlikte Defne Bilgi İşlem’i kurdular. Bugün kurucu ortaklardan Oğuz Haliloğlu Genel Müdür, Şanver Narin Ar-Ge Direktörü, Halit Deniz ise Finans Direktörü olarak görev yapıyor. Bu yılki ciro hedefleri 4 milyon dolar. Şirketin adının Defne olmasının özel bir sebebi yok; tek sebep kolay telaffuz edilen Türkçe bir kelime olması.

Oğuz Haliloğlu, 2000 yılına kadar sadece yurtdışına çalışan şirketin ilk ihracatını İsviçre’ye yaptığını anlatıyor: "Talep oradan geldi. İsviçre’den o projenin yapılmasının çok zor olduğu, çözülmesi zor birtakım ürünler içerdiği söylenmişti. Biz bunu bir haftada yaptık ve teslim ettik, müşterimiz şaşırdı." Bu işin sonucunda büyük bir tatmin yaşamışlar. Haliloğlu, "Biz biraz da bu tatmin duygusunun esiri olduk" diyor: "Geçmişte farklı bir yön izleyip, kendi şirketimizi kurmak yerine çok daha fazla para kazanacağımız veya sıkıntı çekmeyeceğimiz bir yol da izleyebilirdik."

Gençlere Telekom Alanını Tavsiye Ederim
Cep telefonu veya mobil iletişim, bilgisayar teknolojisinin sürekli yenilendiği bir alan. Şu anda 4’üncü nesil şebekeler kurulmak üzere. Bu demektir ki, 1993’ün sonlarından itibaren kurulmaya başlanan bu teknolojiler bu süre içinde birkaç kez yenilenmiş. Oysa örneğin bir muhasebe programındaki yenilenme belki bir defa oldu. O yüzden telekomünikasyon, mühendislik yapmak isteyenlere heyecan veren bir alan. Çünkü ufku açık ve her zaman talep var. Genç arkadaşlara tavsiye ederim. Bir tavsiyem de uzmanlaşma. Artık günümüzde uzmanlaşma sadece yazılım alanında değil her alanda gerekli. Ulaşılan bilgi seviyeleri o kadar yüksek ki, herkesin her şeyi bilmesi, her şeye hükmetmesi mümkün değil. Yeni mühendislerin seçtikleri herhangi bir alanda uzmanlaşmaları çok önemli.

Özel İlgi Alanım Balkan Politikaları
Üniversite tercihim tamamen basmakalıp bir yöntemle oldu. Yönlendirme olsaydı belki de başka bir alanı seçerdim. Bu muhtemelen siyasi tarih veya uluslararası ilişkiler olurdu. Hala bu konularla ilgileniyorum. Özel ilgi alanım 19 ve 20. yy Balkan tarihi ve politikası. Bu konuda hala okuyorum. Makaleleri, yayınları takip etmeye çalışıyorum. Konuştuğum bir bilgisayar mühendisliği öğrencisi, yaptığı yazılımlarla bilgisayara bir şey yaptırmanın hükmetme duygusu verdiğini, bunun kendisini tatmin ettiğini söylemişti...

>>O işi sadece bilgisayarla sınırlandırmış. Bizim yaptığımız işlerde sadece bilgisayara değil, telefon şebekesine hükmediyorsunuz. O çok daha yüksek bir tatmin seviyesi doğurur. Tatmin duygusu hala var. Bizim ürünlerimiz dünyada çok az şirket tarafından yapılmış oluyor, ikinci veya üçüncü yapan oluyoruz genellikle; bu nedenle teknik olarak çözülmesi zor problemlerle karşı karşıya oluyoruz. Bir matematikçi uzun süredir üzerinde çalıştığı bir matematik problemini çözdüğünde ne hissederse, yazılımcıda da öyle bir tatmin duygusu uyanıyor. Bu tür tatminler olmasa zaten bu işin kahrı çekilmez. Zor bir iştir. Sürekli olarak matematik çalıştığınızı, problem çözdüğünüzü düşünün.

Ders Kitaplarını Sene Başında Bitirirdim
Çalışma tarzım biraz farklı. Ben ezberleyemem. Okulda sene başında kitapları aldığımızda kitabın tamamını okur bitirir, sonra da pek çalışmazdım. Mesela kimya kitabı. Ekim ayı geldiğinde ben kitabı sonuna kadar okuyup bitirmiş olurdum. Hoca anlatırken, o konuyu daha önceden de okuduğum için rahatlıkla anlardım. Hatta öğretmenler ödev verdiklerinde, ben soruları yazarken cevabını altına yazar, bir sonraki soruya öyle geçerdim ki eve fazla bir şey kalmasın, ben evde tekrar kitabı roman gibi okuyabileyim. Ders kitapları bittikten sonra başka şeyler okuyordum, okuyacak malzeme bol. Durmadan okuyordum. Aile olarak okumayı seven bir aileydik, bol kitap okurdum, hala da okuyorum.

Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi / Gaye Güzelay

www.yenibiris.com


24/03/2008

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol