Makaleler
Kıskançlık Gezegeni
Oylum ÇAĞAN
Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi Editörü

Televizyonda bir film izledim. Adı Envy’ydi (Kıskançlık). Aynı zımpara kağıt fabrikasında çalışan, işe birlikte gidip gelen, aynı mahallede karşılıklı evlerde oturan iki arkadaş arasındaki zenginlik dengesi bozulunca, kadim fırsatçı yeşil gözlü dev gelip aralarına oturuyordu.

Bu arkadaşlardan sonradan zengin olan hayalperest, işe odaklanamayan, sürekli yeni fikirler yaratıp bunların hayata geçirmek isteyen bir karakterdi. Diğeri ise işe zamanında gidip gelmeye, işten başka bir şeye odaklanmamaya, performans değerlendirmelerinde her zaman iyi dereceler almaya özen gösteriyordu. Böylece zımpara kağıtçılıktaki kariyerinde ilerlemeye başlamış, kendi odası hatta özel bel destekli koltuğu bile olmuştu. Kendi dünyasında arkadaşından üstündü. Arkadaşı ise arkadaşlar arasında üstünlük diye bir şey olabileceğini aklına getirmiyordu. Hayal gücü ve fikirleri ona yetiyordu. Her gün yeni bir fikir buluyor, arkadaşı cesaretini kırmaya çalışsa da fikirlerinin bir gün işe yarayacağına inanıyordu.

İnandığı şey sonunda gerçekleşti, zımpara kağıdı sektörünün genç ve hırslı yöneticisinin mütemadiyen aşağıladığı fikirlerden biri asrın buluşu oluverdi. Hayalperest arkadaş “Vapoorize” adı verilen, köpek dışkısını yok eden bir sprey icat etti. Ve tabii çok zengin oldu. Fakat asla arkadaşına üstünlük taslamadı, ona eskisi gibi davrandı, üstelik parası olduğu için birçok hediye aldı. Arkadaşı ise kıskançlık krizlerine girdi, ailesiyle uzaklaştı ve işini kaybetti. Böyle olunca daha da çok kıskandı.

Her duruma uygun en az bir tane bulabileceğiniz, atalarımız tarafından özenle yaratılıp aktarılan sözlerden de anladığımız gibi (Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür vb.) kıskançlığın kökeninde “sahiplik” kavramı var. Hırs insanı bir taraftan yerken kıskançlık diğer tarafından kemirmeye başlıyor. Bu duyguların içini kuruttuğunu fark etmeyen insanlar, başkalarının canını yakmaya uğraşıyor. Biraz para, bir unvan, bir masa, bir koltuk için. Üstelik birçok insan kıskançlığın doğal olduğuna, bu histen yoksun kimsenin bulunmadığına inanıyor.

Halbuki kıskaçlık denen şeyin iyelik durumundan kaynaklandığını, insanın doğuştan mülkiyetsiz olduğunu, sahip olduğu (olmak istediği, olamayacağından korktuğu) şeylerin yanında promosyon olarak kıskançlığı da edindiğini bilenler de var. “Asıl kaybedenlerin kazananlar olduğunu” da biliyor bu insanlar. Sahiplik denen şeyin uçsuz bucaksız denizde insanın ayağına dolanan yosundan başka bir şey olmadığını da… Kıskançlığın bayağılığından uzakta hayatlarını devam ettirebiliyorlar. Başkalarında gördüklerini isteyen, bunlara sahip olamamaktan korkan, korktukça kıskançlıktan beslenenler ise en çok kendi canlarını acıttıklarını bilemeden yaşıyor. Bir gün herkesten çok şeye sahip olmanın hayaliyle…

Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi

www.insankaynaklari.com


24/03/2008

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol