Makaleler
Dış Ticareti
İhracat
Türkiye'nin demir ve çelik ve demir veya çelikten eşya ihracatı 1999 yılında 2,1 milyar dolar iken 2001 yılında 3 milyar dolara yükselmiştir.

Demir-çelik sektörümüz, 1997 yılı ortalarında Güneydoğu Asya ülkelerinde başlayan, 1998 yılında Rusya’ya ve diğer ülkelere yayılan ekonomik krizden en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Ülkemizin en önemli ihraç pazarlarını oluşturan Uzakdoğu ülkelerindeki talep daralması neticesinde bu ülkelerdeki üreticilerin fiyatlarını düşürerek ihracata yönelmeleri, daha önce ihracat yaptığımız sözkonusu ülkeleri dünya pazarlarında rakiplerimiz durumuna getirmiştir. 1998 yılında tüm dünyaya yayılan ekonomik krizin etkileri özellikle 1999 yılı dünya dış ticaret istatistiklerinde de görülmektedir. Aynı şekilde ülkemiz dış ticaretini de etkileyen ekonomik kriz, 1999 yılında demir-çelik ihracatımızın yüzde 5 oranında gerilemesine neden olmuştur. 2000 yılında toparlanan sektör, ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 7 oranında artırmıştır.

2001 yılında ise ülkede yaşanan ekonomik krizinin etkisi ile demir-çelik tüketimi ve dolayısıyla da demir-çelik ithalatı azalmıştır. Bu olumsuz gelişmeye rağmen ham çelik üretimi yüzde 4,6 oranında artarak yaklaşık 15 milyon tona ulaşmıştır. İç piyasadaki talebin daralması sonucu üretim fazlasını eritmek için bütün ümitlerini dış piyasaya bağlayan sektör, büyük çabalar neticesinde 2001 yılı demir-çelik ihracatında yüzde 33 artış elde etmiştir.

2001 yılındaki ekonomik krizin etkisiyle iç piyasada satışlar düşmüş ve sektör dış piyasaya yönelmiş ancak, 2002 yılı başlarında ise sektör bu sefer dış piyasalarda da talep daralmasına neden olacak gelişmelerle karşı karşıya kalmıştır.

Japonya, Rusya ve G. Kore'den yapılan ithalatlar nedeniyle Kuzey Amerika'da çelik fiyatları düşmüş ve rekabette zorlanan bazı Amerikan çelik şirketleri bir bir kapanmaya başlamıştır. Bunun üzerine 5 Mart 2002 tarihinde "Section 201" olarak anılan ABD'nin, çelik ithalatında Gümrük Vergi'lerini yüzde 8'den yüzde 30'a yükseltme kararı, dünyada birçok ülke tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Dünyanın bir numaralı ekonomisinin rekabet sorunlarına korumacı önlemleri artırarak karşılık araması, ABD'ye çelik ihraç eden pek çok ülkeyi rahatsız etmiş ve konuyu Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) götüreceklerini açıklamışlardır.

Dünya ülkelerini ayağa kaldıran ABD'nin çelik ithalatında Gümrük Vergi'lerini % 30'a yükseltme kararından, kısmen de olsa Türkiye'nin de etkileneceği tahmin edilmektedir. Çelik ihracatındaki 10 kategorinin 9'unda % 3'lük limitin altında kaldığı için ABD'nin Gümrük Vergisi'nden muaf tutulan Türkiye'nin, sadece inşaat demiri olarak bilinen nervürlü demirde yeni vergiden etkilenecektir.

ABD, Türkiye'nin yıllık 50 milyon dolara yaklaşan "uzun ürün" kapsamında ihraç ettiği nervürlü demirde (GTİP: 7214.20) limiti aştığı için 20 Mart 2002 tarihinden itibaren yüzde 15 Gümrük Vergisi uygulamaya başlamıştır. Söz konusu yüzde 15'lik vergi, her yıl kademeli olarak yüzde 3 oranında aşağıya çekilecektir. 2002 yılı için yüzde 15, 2003 yılı için yüzde 12 ve 2004 yılı için ise yüzde 9 olacaktır.

Türkiye 2001 yılında ABD'ye 228 milyon dolarlık demir-çelik ihraç etmiş olup bunun 50 milyon dolarlık bölümünü nervürlü inşaat demiri (GTİP: 7214.20) oluşturmaktadır. ABD'nin yüzde 3'lük limiti aştığı için nervürlü demire vergi getirmesi Türk demir-çelik sektörünü olumsuz etkileyecektir. Türk piyasasının iki türlü etkileneceği tahmin edilmektedir. Birincisi ABD'ye yapılan ihracatı etkilenecektir. İkincisi ABD'ye ihracat yapan üçüncü ülkelerin Türkiye'nin pazarı olan AB, Uzakdoğu, Kuzey Afrika ve Ortadoğu gibi ülkelere yönelmesiyle Türkiye'nin pazar payı daralacaktır.

ABD'nin demir çelik ürünlerinde birçok ülkeye yüksek oranda vergi koymasından sonra dünyadaki 15 milyon ton ürünün Avrupa Birliği ülkelerine yönelebileceği kaygısıyla Avrupa Birliği de 28 Mart 2002 tarihi itibariyle 15 kalem demir-çelik ürünü ithalatında Genel Tarife Kotası uygulamaya başlamıştır. AB, inşaat demiri ve yassı demirin de bulunduğu 15 kalem üründe kotaların aşılması durumunda yüzde 25'lik vergi uygulayacaktır. Sözkonusu tarife kotası ihracatçı ülkeler arasında dağıtılmayıp, kota ilk gelen alır yöntemiyle uygulanacaktır.

AB ile hem Gümrük Birliği kararı hem de AKÇT anlaşması bulunan Türkiye'nin de bu uygulama kapsamında tutulması ihracatçılarımız tarafından tepkiyle karşılanmış ve Dışişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Demir ve Çelik Üreticileri Derneği tarafından gerekli girişimlerde bulunulmuştur.

Türkiye, 2 milyon 670 bin tonluk ihracatla AB'ye en fazla ihracat yapan ülkelerin başında gelmekte olup sözkonusu kota uygulamasına muhatap olduğu taktirde ihracatın 1 milyon 600 bin tonluk kısmının bundan etkilenmesi beklenmektedir.

2001 yılı demir - çelik ihracatı içinde değer olarak en büyük pay yüzde 40 ile uzun ürünlere ait olup bunu sırasıyla yüzde 14 payla borular, yüzde 13 payla yassı ürünler ve yüzde 12 payla kütükler takip etmektedir.

Demir - çelik ürünlerimiz 2001 yılında toplam 184 ülkeye ihraç edilmiştir. İhracatımızdaki başlıca ülkeler, İtalya, ABD, Rusya Fed. Yunanistan, ve BAE’dir.

Bazı ülkeler kendi çelik üreticilerini korumak amacıyla damping, korunma ve sübvansiyon adı altında Türk demir-çelik ürünlerine telafi edici vergi uygulamaktadırlar. ABD, Türkiye'den ithal ettiği borular, inşaat demirleri ve filmaşine, Kanada soğuk yassı ve inşaat demirine, Singapur inşaat demirine, Endonezya filmaşine ve Mısır ise inşaat demirine telafi edici vergi uygulamaktadırlar. Ayrıca, Arjantin Türk lama demir ve L profillerine, Avrupa Birliği çelik halata, Rusya Federasyonu ise demir-çelik borulara haksız rekabete neden olduğu gerekçesi ile 2000 yılında anti-damping soruşturması başlatmış olup bu soruşturmalar halen devam etmektedir. Demir-çelik ürünlerimize karşı uygulanan anti-damping vergileri ihracatçılarımızın bu pazarlardaki paylarının azalmasına neden olmaktadır.

İthalat
Türk demir-çelik sektörü dış ticaretinde genelde ithalat, ihracattan her zaman yüksek olmuştur. Bunun başlıca nedeni; sektörde, hammadde, yassı mamul ve vasıflı çelik üretimlerinin yetersiz olmasıdır. Bu nedenle söz konusu bu ürün grupları, demir-çelik ithalatımızda sürekli olarak ilk sıralarda yer almaktadırlar. Ancak, 2001 yılında ülkede yaşanan ekonomik kriz, üretimin ve dolayısı ile ithalatın düşmesine neden olmuştur. İç piyasaya satış yapamayan çelik üreticileri ise dış piyasaya daha çok yoğunlaştıklarından 2001 yılında demir-çelik ihracatı ithalatın önüne geçmiştir.

Türkiye'de yılda üretilen 14 milyon ton ham çelik için 12 milyon ton çelik hurdasına ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye'de yeteri kadar hurda üretimi olmadığından bu miktarın yaklaşık 7-8 milyon tonu ithalatla karşılanmaktadır. Aynı şekilde yassı mamul üretimi de yetersizdir. Türk demir-çelik sanayi, her yıl yaklaşık 3 milyon ton yassı mamul açığını ithalatla kapatmaya çalışmaktadır. Yıllık yaklaşık 400.000 ton arasında olan vasıflı çelik üretimi de iç talebi karşılamadığından, yılda yaklaşık 200.000 ton vasıflı çelik ithal edilmektedir.

Türkiye, ark ocaklarının ihtiyacı olan hurdayı özellikle Ukrayna, Rusya Fed., Romanya ve AB ülkelerinden ithal etmekte ve dünyanın belli başlı hurda ithalatçıları arasında yer almaktadır. Otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinin hammaddesi olan yassı ürünler; Ukrayna, Rusya Fed. Romanya ve AB ülkelerinden, vasıflı çelik ürünler ise ağırlıklı olarak AB ülkeleri ve Rusya Federasyonu'ndan ithal edilmektedir.

Son yıllarda BDT ülkeleri yarı mamullerde (blum-kütük) özellikle haddehaneler için önemli bir tedarik bölgesi olmuştur. Düşük kaliteli bu ürünlerin ithali, haddehanelere kalitesi yüksek ancak daha pahalı kütük tedarik eden Türk çelik üreticilerine karşı haksız rekabet oluşturmuştur. Bu kapsamda 1995 yılından beri Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova kaynaklı ithal kütüklere anti-damping vergisi uygulanmaktadır. Ayrıca, Brezilya ve Çin'den ithal edilen boru bağlantı parçalarına ve Çin Tayvanı'ndan ithal edilen matkap uçlu vidalara da anti-damping vergisi uygulanmaktadır.

2002 Mart'ında ABD'nin yerli çelik sanayiini, artan ucuz çelik ithalatından korumak üzere yüzde 30'lara varan oranlarda gümrük tarifeleri koymuştur. Tüm dünyada büyük tepkiler alan bu uygulama, ABD pazarında zor duruma düşen çelik ihracatçıların başka ülke pazarlarına yönelmesine neden olacaktır. Bu durum hem Türkiye'nin ihracat yaptığı pazarlardaki payının daralması hem de Türkiye'nin bu ucuz ve kalitesiz çeliğin özellikle de yassı mamüllerin akınına uğraması beklenmektedir. Bu nedenle, iç piyasanın olumsuz etkilenmemesi için ucuz ve kalitesiz çelik ithalatını sınırlayıcı önlemler alınması gerekmektedir. Ancak diğer taraftan Gümrük Birliği uygulaması nedeniyle Türkiye, AB'nin kendi çelik sanayine yönelik alacağı önlemlere uymak zorunda kalacaktır.

Ülkemizin demir çelik ve demir veya çelikten eşya ithalatı 2001 yılında bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında gerileyerek 2,6 milyar dolar olmuştur. 2001 yılı demir çelik ithalatımızdaki en önemli ürün grubu yurt içi üretiminin yetersiz olduğu yassı mamullerdir. 2001 yılında yassı ürün ithalatı toplam demir çelik ithalatının yüzde 26'sını oluşturmuştur. Ark ocaklı fırınlarda hammadde olarak kullanılan demir çelik hurda da diğer önemli ürün grubudur. Hurda ithalatının 2001 yılındaki değeri ise 477 milyon dolardır ve toplam demir çelik ithalatımızın yüzde 18’ini oluşturmaktadır. Demir çelik ithalatımızdaki diğer önemli ürün grupları borular ve vasıflı çelik ürünlerdir.

Demir-çelik ithalatımızı ülke bazında son 5 yılı itibariyle incelediğimizde, Ukrayna ve Rusya Federasyonu'nun ilk iki sırayı korudukları görülmektedir. 2001 yılı demir-çelik ithalatımızda 401 milyon dolar ile Ukrayna ilk sırada yer almış bunu sırasıyla 340 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ve 269 milyon dolar ile Japonya takip etmiştir.

Kaynak: İGEME


14/06/2006

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol