Makaleler
Serbest Bölgelerle İlgili Sıkıntılar Var
Tevfik GÜNGÖR
Dünya Gazetesi Yazarı

Bir zamanlar büyük bekleyişlerle teşvik edilen serbest bölgelerle ilgili ciddi sıkıntılar var.

Serbest bölgelerin avantajı yok ediliyor.

Bu konu özelliği olan ve ihtisas isteyen bir konu. Serbest bölgeler konusunda uzman Mustafa Karakuzey bana bilgi, doküman ve yazı gönderdi.

Sayın okuyucularına Mustafa Karakuzey’den öğrendiklerimi, Mustafa Karakuzey’in notlarına ve anlatımına dayalı olarak birkaç yazıda aktarmak istiyorum.

Bu ilk yazıda dünyada serbest bölge uygulaması hakkında bir ön bilgi ve de Türkiye’de serbest bölgelerin kuruluş hikayesini vereceğim.

II. Dünya Savaşı öncesi Singapur ve Hong Kong’da kurulan serbest limanlar ile başlayan serbest bölgeler tarihi, daha sonra kurulan Panama, irlanda, Tayvan ve Güney Kore serbest bölgelerinin büyük başarılar elde etmesiyle dünyada yaygınlaşmıştır.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İlişkiler Komisyonu 1967 yılında serbest bölgeleri gelişmekte olan ülkelerin ihracatlarını artırmada önemli bir araç olarak kabul etmiştir.

ABD, ingiltere, Almanya, Macaristan, Yugoslavya, Suudi Arabistan, Pakistan, Hindistan, Tayland, Çin gibi farklı rejimlerle yönetilen 100’den fazla ülkede, 800’ün üzerinde serbest bölge faaliyet göstermektedir. Serbest bölgeler üzerinden gerçekleştirilen ticaret hacmi ise 750 milyar dolar seviyesinde, Türkiye’nin yakın çevresinde de onlarca serbest bölge bulunuyor.

İran, Suriye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Libya, Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya Türkiye ile serbest bölgeler üzerinden rekabet eden ülkeler.

Öte yandan, OECD ülkelerinin yüzde 37.2’lik oran ile serbest bölgeler ticaret hacmi içinde büyük paya sahip olduğu da gözlemleniyor. Bu grup içinde yüzde 30.9 ile AB ülkeleri ilk sırada yer alıyor. Serbest bölgelerin Türkiye genel ticaretindeki payı ise henüz yüzde 14’ler seviyesinde bulunuyor.

AB üyelerinin denizaşırı ülkelerde 31 serbest bölgesi var.

19 Temmuz 1927 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 22.06.1927 tarih ve 1132 sayılı "Serbest Mıntıka Hakkında Kanun" ile başlayan ve 15.6.1985 tarih ve 18785 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 06.06.1985 kabul tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile kalkınmada ekonomik bir model olarak ele alınan Serbest Bölgeler, kurulmalarının üzerinden geçen 20 yıl sonunda, 21 serbest bölge var olma nedenleri olan teşvikleri birer birer yitirmekte, 2008 yılı sonunda kalkacak olan gelir ve kurumlar vergisi, stopaj vergisi ile şimdi yeni bir dönem başlıyor.

Serbest bölgeler Türkiye’nin gündemini 1985 yılından günümüze dek meşgul etmektedir. 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nda yer alan teşvikler nedeniyle (gelir ve kurumlar vergisi istisnası, KDV muafiyeti, buralarda elde edilen gelirin herhangi bir kısıtlama ve vergiye tabi olmadan yurtdışına transferi gibi) 21 serbest bölge kuruldu. 31.12.2006 tarihi itibariyle bu bölgelerde faaliyet gösteren 3.228 yerli ve 648 yabancı firma olmak üzere toplam 3.876 firma 41.846 çalışanı ile 23.824.029.000 ABD Doları ticaret hacmine ulaştı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ile uygulanmakta olan istikrar politikalarının olumsuz etkilerinden biri de serbest bölgelere yönelik oldu. Vergi teşvikleri 6 şubat 2004 tarihinde yürürlüğe giren, 5084 sayılı yasa ile değiştirildi.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’na 5084 sayılı kanunun 9’uncu maddesiyle eklenen geçici 3’üncü maddesinin (c) bendinde de, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih (06.02.2004) itibariyle bu kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemlerin 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olacaktır.

06.02.2004 tarihinden önce serbest bölgelerde faaliyet ruhsatı olan imalatçı firmaların gelir vergisi muafiyeti 31.12.2008 yılına kadar, kurumlar vergisi muafiyeti ise Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş sürecine kadar devam edecek, 06 şubat 2004 tarihinden sonra serbest bölgelere yatırım yapanlar ise vergi muafiyetinden yararlanmayacaklardır.

Mevcut yatırımcılar, 2008 yılı sonunda sona erecek olan vergi muafiyeti ile 2 milyar YTL’li vergi yükü ile karşı karşıyadırlar. Yasa sonrası vergisel avantajlarını kaybeden bölgelerde yeni yatırımlar neredeyse tamamen dururken, mevcut firmaların da büyük bir kısmı Mısır, ürdün ve çin gibi ülkelere gitme arayışına girdi.

Kaynak :Dünya Gazetesi


31/01/2007

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol