Makaleler
II. Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi İle Beyan Edilmeyecek Gelirler

Her yılın Mart ayı öteden beri, kişisel gelirlerin tabi olduğu gelir vergisi ile ilgili yıllık beyannamenin verildiği ve verginin ilk taksidinin ödendiği aydır. Bu ayın toplumda yaygın olarak kullanılan bir başka adı da ‘’ vergi ayı ‘’ dır.

Kanunkoyucu, Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) ilk maddesinde vergiye tabi geliri ‘’ gerçek kişilerin bir takvim yılında elde ettikleri kazanç ve iratların safi tutarı ‘’ olarak tanımladıktan ve hemen onu izleyen ikinci maddesinde de, bu kazanç ve iratların neler olduğunu hükme bağladıktan sonra, ‘’ Gelirin toplanması ve beyan ‘’ başlığını taşıyan 85'inci Maddesi'nde de, Kanun'un ikinci maddesinde yazılı kaynaklardan bir takvim yılında elde edilen kazanç ve iratların , Kanunda aksine bir hüküm olmadıkça yıllık Gelir Vergisi beyannamesi ile beyan edilmesini kararlaştırmıştır.

İşte, vergiye tabi gelirlerin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesine ilişkin aksine hükümlerden biri de ‘’ Toplama yapılmayan haller ‘’ başlığı altında GVK’nun 86'ncı Maddesi'ne konulmuştur. Bu maddede, yıllık beyanname verilmeyecek veya başka gelirler dolayısıyla beyanname verilse de bu beyannameye dahil edilmeyecek gelirler sayılmıştır.

GVK’nun gelirlerin beyanına ilişkin genel kuralın aksine hükümler içeren bir diğer maddesi de, menkul kıymet gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı Geçici 67 nci maddesidir. Bu maddede, 2006-2015 yılları arasında elde edilecek ve tevkifata tabi tutulacak menkul kıymetlerden ve diğer sermaye piyasası araçlarından sağlanan gelirler için, bazı istisnaları dışında yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemesi ve başka gelirler dolayısıyla beyanname verildiği durumlarda bu gelirlerin beyannameye dahil edilmemesi benimsenmiştir.

Bu sebeple, 2006 yılında gelir elde eden kişilerin, önce gelirlerinin vergiye ve beyana tabi olup olmadığını yukarıda belirtilen hükümlerden hareketle belirlemeleri ve daha sonra da vermeleri gerekiyorsa Mart 2007 ayının ilk yarısı içinde (1-15 Mart 2007) beyannamelerini ilgili vergi dairesine vermeleri ya da posta ile göndermeleri gerekmektedir.

Bu yazımızda, Mart ayının yıllık gelirlerin beyan edildiği bir ay olmasını da dikkate alarak, önce, beyana tabi olmayan gelir ve kazançları ; daha sonra da, vergiye tabi kazançlardan yıllık beyanname ile beyanı zorunlu olanları, türleri itibarıyla açıklayacağız.

II. Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi İle Beyan Edilmeyecek Gelirler
Gelir Vergisi Kanunu’nda, 2006 yılında elde edilen aşağıdaki gelirler için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemesi, başka gelirler dolayısıyla beyanname verildiği durumlarda da bu gelirlerin beyannameye dahil edilmemesi hükme bağlanmıştır.

a) Gerçek usulde vergilendirilmeyen ziraî kazançlar, Çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançlar, GVK’nun 94 üncü maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilmektedir. Aynı Kanunun 54 üncü maddesinde yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançları gerçek usulde tespit olunarak vergilendirilmektedir. Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için beyanname vermemektedirler.

b) Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından, 07.10.2001 tarihinden sonra düzenlenmiş poliçelere istinaden, on yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemeler, on yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve sigortalardan on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler ve bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,

Bu gelirler üzerinde GVK’nun 94 üncü maddesine göre Gelir Vergisi tevkifatı yapılmakla birlikte, tutarı ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmemektedir.

c) Kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı ( Örneğin, 2006 yılında, 2.200 YTL’yi aşmayan konut kira gelirleri, 18.000 YTL’yi aşmayan işyeri kira gelirleri, safi tutarı 191.089,20 YTL’yi aşmayan Eurobond faiz gelirleri ve alım satım kazançları, 14.000 YTL’yi aşmayan arızi kazançlar vb., )

d) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretlerle, birden fazla işverenden alınmış olmakla birlikte birden sonraki işverenden alınan tevkif suretiyle vergilendirilmiş ve tutarı 18.000 YTL’yi aşmayan ücretler,

Uygulamada, takvim yılı içinde birden fazla işverenden ücret alan çalışan, bunlardan birini , serbestçe ilk işveren olarak belirlemekte ve diğer işverenlerden aldığı ücretlerin brüt tutarları toplamının 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakmaktadır.

e) Vergiye tâbi gelir toplamının 18.000 YTL’yi aşmaması koşuluyla, Türkiye’de tevkifata tâbi tutulmuş olan menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları,

GVK’nun 22 nci maddesinde, kar paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu sebeple, bir menkul sermaye iradı olarak hisse senetlerinden elde edilen kar paylarının yarısının 18.000 YTL’lik beyanı sınırını aşıp aşmadığına bakılmakta, aşıyorsa yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmektedir.

f) Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 875 YTL’yi aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları

>Kıyı bankacılığından elde edilen faiz gelirleri,

>
Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen gelirler,

>
İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kar paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar,

>
Her nevi alacak faizleri,

>
Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri,

>
Yurt dışında elde edilen diğer menkul sermaye iratları

g) GVK’nun Geçici 67 nci maddesi hükümleri çerçevesinde tevkifata tabi tutulan menkul kıymet gelirleri ile diğer sermaye piyasası araçlarından sağlanan gelirler (Hazine Bonosu faizleri ve alım satım kazançları, menkul kıymet yatırım fonu kar payları, mevduat ve döviz tevdiat hesaplarına ödenen faizler, repo kazançları, hisse senedi alım satım kazançları )

h) 1998 ve daha önceki hesap dönemlerine ilişkin kurum kazançlarının dağıtılmasından sağlanan hisse senedi kar payları.

Kanunkoyucu, GVK’na eklediği Geçici 62 nci madde hükmü ile, 31.12.1998 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde edilen kazançların dağıtılması halinde, bu kazançların gerçek kişiler yönünden Gelir Vergisi'nden istisna etmiştir. Bu düzenleme, o dönemlerde, kurum kazançlarının, dağıtılsın ya da dağıtılmasın Kurumlar Vergisi'nden sonra bir de tevkifata tabi tutulmuş olmasıdır. Mükerrerliğin önlenmesi amacı ile Kanuna Geçici 62 nci madde hükmü konulmuştur.

III. Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi İle Beyanı Zorunlu Olan Gelirler
III.1 Ticari Kazançlar
GVK’nda, maden, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harmanlarının işletilmesinden, coberlik işlerinden, özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin işletilmesinden, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden, kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden, satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan arazinin iktisap tarihinden itibaren (5) yıl içinde parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından ve diş protezciliğinden elde edilen kazançlar da dahil olmak üzere, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar olarak tanımlanan ticari kazançlar, tutarı ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmek zorundadır. Buna, tasfiye halinde bile olsa kollektif şirketlerin ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortakları da dahildir.

Ticari kazancın elde edilmesi tahahkkuk esasına yani miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmesine bağlanmıştır. Bunun bir başka türlü ifadesi de, kazancın vergilendirilmesi için tahsil edilmiş olması gerekmemektedir. Ticari işlemin tamamlanmış olması yeterli sayılmaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu, ticari kazancı, basit usul ve gerçek usul olmak üzere iki farklı yöntemle vergilendirmektedir. Ancak Kanunda belirtilen koşulları sağlayan mükelleflerin tabi olabilecekleri basit usulde, gerçek usulden farklı olarak, defter tutulmamakta, muhtasar beyanname verilmemekte, tevkifat yapılmamakta, geçici vergi ödenmemektedir. Ayrıca, basit usulde vergilendirilen ticari kazanç mükelleflerinin teslim ve hizmetlerinde katma değer vergisi hesaplanmamaktadır.
Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazanç sahibi mükellefler de tuttukları defterler bakımından, birinci ve ikinci sınıf tacirler olarak iki farklı gruba ayrılmaktadırlar.

Gerçek usulde vergilendirilen ticari kazancın beyana esas safi tutarının hesaplanması sırasında, hasılattan GVK’nun 40 ncı maddesinde belirtilen aşağıdaki giderlerin indirilmesi mümkün olabilmektedir.

> Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler;

>
hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı , 27’nci maddede yazılı giyim giderleri;

>
İşle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,

>
İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri ,

>
Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,

>
İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,

>
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar,

>
İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar,

>
İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,

>
Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli.

Kanunkoyucu, ticari kazancın safi tutarının hesaplanması sırasında hasılattan indirilebilecek giderleri saymakla yetinmemiş, indirimi mümkün olamayacak giderleri de GVK’nun 41 inci maddesinde tek tek saymak suretiyle açıklamıştır.

Buna gore ;
> Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler ,

>
Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar,

>
Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler,

>
Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler,

>
Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar ,

>
Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin % 50’si ,

>
Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları, ve,

>
Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderlerinin
ticari kazancın safi tutarının tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün değildir.

Kanunkoyucu, ticari kazançların safi tutarının hesaplanması ve beyanı ile ilgili yukarıdaki hükümleri Gelir Vergisi Kanunu’na koyduktan sonra sosyal ve ekonomik sebeplerle, ticaret ve sanat erbabının bir kısmını vergiden muaf tutmuştur. Vergiden muaf tutulan bu grupta, motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir iş yeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler , bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hamallar gibi küçük sanat erbabı, köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir iş yeri açmak suretiyle yapanlar, nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtaları işletenler; hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar , ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler, hariçten işçi almamak, muharrik kuvvet kullanmamak kayıt ve şartı ile oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamülleri, örgü, dantel, her nevi nakış işlerini ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, ip ve urganları dükkân açmaksızın satanlar bulunmaktadır. Kanunda ayrıca, esnaf muaflığından faydalananların faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.

III.2 Zirai Kazançlar
Gelir Vergisi Kanunu’nda, arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılması olarak tanımlanan zirai faaliyetten elde edilen gelirler, zirai kazanç olarak adlandırılmaktadır.

Kanunkoyucu, zirai kazançların vergilendirilmesinde stopaj yoluyla vergilendirmeyi benimsemiş, ancak, GVK’nun 54 üncü maddesinde yazılı olan işletme büyüklüğü ölçülerini ( hububat ziraaatinde 600 dönüm, bakliyat, afyon, susam, keten ve kendir ziraatinde 300 dönüm, pamuk ziraaatinde 300 dönüm, patates, soğan ziraatinde 200 dönüm vb.) aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançlarının gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirilmesini hükme bağlamıştır.

Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler, bu kazançları için beyanname vermemektedirler. Ancak, gerçek usulde vergilendirilmeyen ve bu sebeple yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyen mükelleflerin, diledikleri takdirde gerçek usulde vergilendirilmeleri sağlanmaktadır.

Gerçek usulde vergilendirilen ve bu sebeple Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi verecek olan zirai kazanç mükelleflerinin, kazançlarının safi tutarının hesaplanması sırasında, hasılattan aşağıdaki giderleri indirebilmeleri mümkündür.

> İşletme ile ilgili olarak tohum, gübre, fide, yem, ilaç ve benzeri maddelerin tedariki için yapılan giderler;

>
Satılmak üzere satın alınan hayvanların, zirai mahsullerin ve diğer maddelerin bedelleri;

>
İşletmelerde çalıştırılanlara ücret, prim ve sair namlarla hizmet mukabili yapılan ödemeler;

>
İşçilerin iaşe, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri;

>
Zirai tesisat, makina, aletler ve taşıtların çalıştırılması ve bakımı için yapılan giderler (Yakıt, yağ, elektrik, yedek parça vesaire) ve tamir giderleri;

>
Vergi Usul Kanunu’na göre ayrılan amortismanlar;

>
Kira ve ücret mukabili kullanılan istihsal vasıtaları için yapılan ödemeler;

>
Zirai kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan genel giderler ( İşletme için alınan ve işletme için harcanan borç paraların faizleri, işletme ile ilgili olmak şartı ile ödenen ayni vergi, resim ve harçlar, işletme ile ilgili ve yapılan işin önemi ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri , işletme ile ilgili olarak ödenen kira bedelleri ve genel mahiyetteki sair giderler)

>
İşletme ile ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar;

>
Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde Vergi Usul Kanunu’nun 328’inci maddesine göre hesaplanan zararlar;

>
İşletmeye dahil olup, aynı zamanda zatî veya ailevî ihtiyaçlar için de kullanılan taşıtların amortismanlarının tamamı ile giderlerinin yarısı.

III.3 Ücretler
Gelir Vergisi Kanunu’nda işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerin toplamı olarak tanımlanan ücretlerin vergilendirilmesinde tevkifat esası benimsenmiştir.

Ücretleri üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergi kesilen ücretlilerin de bu gelirleri için yıllık gelir vergisi beyannamesi vermemeleri ve başka gelirler dolayısıyla verdikleri beyannameye bu gelirleri dahil etmemeleri benimsenmiştir.

Ancak, Kanunkoyucu, bu genel kuralın bir istisnasına GVK’nun 86 ncı maddesinde yer vermiş ve aynı takvim yılı içinde birden fazla işverenden ücret alan ve birden sonraki işverenden aldığı ücretlerinin toplamı, 18.000 YTL’yi (2006 yılı için) aşan ücretlilerin, bu gelirlerinin tamamını gelirin elde edildiği yılı izleyen yılın Mart ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmelerini hükme bağlamıştır.

Özetle, 2006 yılında tek işverenden ücret alan ve bu ücretleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılan çalışanlar, ücretlerinin tutarı ne olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyeceklerdir. Aynı yıl içinde birden fazla işverenden ücret alan çalışanlar ise, once, yıl içindeki çalışma sırasına bakmaksızın, serbestçe, bu işverenlerden birini ilk işveren olarak belirleyecekler, daha sonra da, diğer işveren ya da işverenlerden aldıkları ve üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılan ücretlerinin brut tutarlarının toplamının 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakacaklardır. Aşıyorsa, 2006 yılında elde ettikleri ücretlerinin tamamını 1-15 Mart 2007 tarihleri arasında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edeceklerdir. Beyan edilen bu gelir, vergi tarifesine gore vergilendirilecek ve beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden yıl içinde tevkif suretiyle ödenen vergi mahsup edilecektir. Aşmıyorsa, ücret gelirlerinin yıllık beyanname ile beyanı gerekmeyecektir.

Ücret gelirinin, belirlenen koşulları taşıyor olması sebebiyle yıllık beyanname ile beyan edildiği durumlarda, beyanname üzerinde gösterilen gelirden, gelirin % 10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları indirilebilecektir.

Son olarak, halen TBMM ‘de görüşülmekte olan bir kanun tasarısı ile ücret vergilemesi rejiminde 2007 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere değişiklik yapılmasının öngörüldüğünü ve aynı yıl içinde birden fazla işverenden ücret alanların beyan sınırının 2007 yılı için 43.000 YTL’ye yükseltileceğini belirtelim.

III.4 Serbest Meslek Kazançları
Gelir Vergisi Kanunu’nda sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olarak tanımlanan serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancı olarak kabul edilmiştir. Serbest meslek kazançlarının, tutarı ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Serbest meslek kazancı, bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan ve aşağıda sayılan giderlerin indirilmesinden sonra kalan farktır. Görüldüğü gibi, serbest meslek kazançlarının vergilendirilmesinde tahakkuk esası değil tahsil esası kabul edilmiştir. Yani hizmet yapılmış olsa bile bedeli tahsil edilmedikçe bu kazanç beyan edilmeyecektir.

İndirilebilecek giderler :
> Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler,
>
Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatları ile giyim giderleri,

>
Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri ,

>
Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar ,

>
Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,

>
Alınan mesleki yayınlar için ödenen bedeller,

>
Mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedelleri,

>
Serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki teşekküllere ödenen aidatlar,

>
Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile iş yerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçlar,

>
Mesleki faaliyetle ilgili olarak kanun, ilam ve mukavelenameye göre ödenen tazminatlar

III.5 Gayrimenkul Sermaye İratları ( Kira Gelirleri )
Gelir Vergisi Kanunu’nda ;
> Arazi, bina, maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı;

> Voli mahalleri ve dalyanlar;

>
Gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı demirbaş eşyası ve döşemeleri;

>
Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar;

>
Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı, alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar ,

>
Telif hakları ,

>
Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları; ve,

>
Motorlu nakli ve cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve tesisat ile bunların eklentilerinin
sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen gelirler, gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlanmış ve belirli koşullarla beyana ve vergiye tabi kılınmıştır.

Gayrimenkul sermaye iradının beyanında tahsilat esası geçerlidir. Mal ve haklar kiraya verilmiş olsa bile kira bedeli tahsil edilmedikçe, beyana tabi olmayacaktır. Gayrimenkul sermaye iradında safi irat, gayrisafi hasılattan iradın sağlanması ve idamesi için yapılan giderler indirildikten sonra kalan müspet farktır.

Geçmiş yıllara ait kiraların 2006 yılında toplu halde tahsil edilmiş olması durumunda, tahsil edilen tutar 2006 yılının geliri olarak beyan edilecektir. Ancak, 2006 yılında, gelecek yıllara, örneğin, 2007-2008 yıllarını kapsayan döneme ait kiranın peşin tahsil edilmesi halinde, bu gelirin ancak 2006 yılına ait kısmı, Mart 2007 ayında ( beyan için aranan koşulları sağlıyorsa) yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

Kanunkoyucu, indirilebilecek giderler konusunda mükelleflere iki farklı yöntemden birini tercih etme hakkı vermiştir. Bunlardan götürü gider usulünde, herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın, kira gelirinin istisna düşüldükten sonra kalan kısmının ¼’ü gider olarak hasılattan indirilebilmektedir.

Örneğin, 2006 yılında elde edilen (tahsil edilen) kira gelirleri toplamı 12.000 YTL ise bu tutardan once istisna tutarı olan 2.200 YTL düşülecek, sonra da kalan tutarın ¼’ü götürü gider olarak indirilecektir.

12.000 – 2.200 = 9.800 : 4 = 2.450 YTL ( götürü gider)

Diğer yöntem olan gerçek gider usulünde ise, Kanunun 74 üncü maddesinde sayılan aşağıdaki giderlerin yapıldığının ( giderin ödenmiş olması önemli değildir) belgelendirilmesi koşuluyla indirimine izin verilmiştir. Ancak, indirim konusu yapılacak giderin tutarı, toplam giderlerin , gelirin istisnadan sonra kalan tutarına isabet eden kısmı kadar olacaktır.

>
Kiraya veren tarafından ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri;

>
Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün ehemmiyeti ile mütenasip olan idare giderleri;

>
Kiraya verilen mal ve haklara müteallik sigorta giderleri;

>
Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren beş yıl süre ile iktisap bedelinin % 5’i

>
Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya verenler tarafından ödenmiş olmak şartıyla belediyelere ödenen harcamalara iştirak payları;

>
Kiraya verilen mal ve haklar için ayrılan amortismanlar;

>
Kiraya verenin yaptığı onarım giderleri;

>
Kiraya verilen mal ve haklara ait bakım ve idame giderleri;

>
Kiraladıkları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek
giderler;

>
Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konutun kira bedeli

>
Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak mukavelenameye kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

Örneğin, kira geliri 8.800 YTL, indirimine izin verilen ve belgelendirilen gider toplamı 3.000 YTL ise, bu giderin ancak 8.800 – 2.200 = 6.600 YTL’ye isabet eden kısmı ; (6.600 : 8.800 ) x 3.000 = 2.250 YTL olacaktır.

Bu durumda, vergi matrahı, gayrisafi hasılattan once istisna tutarının daha sonra da gider tutarının düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır.

Kanunkoyucu, gayrimenkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi ile ilgili olarak Gelir Vergisi Kanunu’na koyduğu ve ‘’ Emsal Kira Bedeli Uygulaması ‘’ adı verilen otokontrol müessesesi ile, beyan edilecek kira gelirinin, bazı istisnaları ( boş kalan gayrimenkullerin muhafazaları maksadiyle bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması, binaların mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi 3. Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi, Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalar) dışında, kiraya verilen gayrimenkulün emlak vergisine esas değerinin % 5’inden daha az olamayacağını hükme bağlamıştır. Bu sınırın altında beyan edilen gelirlerle ilgili vergi tarhiyatı, bu sınır üzerinden yapılmaktadır.

Gayrimenkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi ile ilgili bir diğer önemli uygulama da istisna uygulamasıdır. Kanunkoyucu, binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın 2.200 YTL’sini (2006 yılı gelirleri için) gelir vergisinden istisna kılmıştır. (İstisna tutarı 2007 yılında elde edilecek gelirler için 2.300 YTL olarak belirlenmiştir.). Bir gayrimenkule birden fazla kişinin ortaklaşa sahip oldukları durumda, her bir ortak istisna tutarından ayrı ayrı yararlanabilmektedir. Geliri istisna tutarını aşmayan mükelleflerin yıllık gelir vergisi beyannamesi vermelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak, ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanların istisnadan yararlanmaları mümkün değildir.

Öte yandan, Kanunkoyucu, binaların, başkaca beyan edilecek geliri olmayan gerçek kişiler tarafından mesken olarak kiraya verilmesinde, beyan sınırı olarak istisna tutarı olan 2.200 YTL’yi ; işyeri olarak kiraya verilmesinde, beyan sınırı olarak 18.000 YTL’yi kabul etmiştir.

Ayrıca, binaların işyeri olarak kiraya verilmesinden sağlanacak gelirler üzerinden, kirayı ödeyen tarafından % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılmasını hükme bağlamıştır. Bu tevkifat kiranın brüt tutarı üzerinden yapılmaktadır. Kira gelirinin yıllık beyanname ile beyan edildiği durumlarda bu tevkifat yıllık beyaname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmektedir.

Gelir Vergisi Kanunu’nda, bu tevkifatı yapmakla yükümlü olanlar, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri,iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, ticaret ve meslek erbabı, gerçek usulde vergilendirilen zirai kazanç mükellefleri olarak sayılmıştır.

Yukarıdaki Açıklamaların Bir Özeti Olarak, Gerçek Kişiler Tarafından,
> işyeri olarak kiraya verilen binalardan 2006 yılında elde edilen brüt ( tevkifat öncesi tutar) kira tutarı 18.000 YTL’yi ,

>
mesken olarak kiraya verilen binalardan 2006 yılında elde edilen kira geliri 2.200 YTL’yi
aşmıyorsa, bu gelir yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeyecektir. Başka gelirler dolayısıyla beyanname verildiği durumlarda da bu kira gelirleri yıllık beyannameye dahil edilmeyecektir.

2006 yılında hem işyeri ve hem de mesken kira geliri bulunan bir gerçek kişi, bunlardan birinin belirtilen tutarı aşması halinde o gelirini, her ikisinin de aşması halinde her iki gelirini de yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edecek ve beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, işyeri kira bedeli üzerinden yıl içinde tevkif suretiyle ödenen gelir vergisini mahsup edecektir. Her iki gelirin de belirtilen tutarları aşmaması halinde ise, bu gelirler için yıllık beyanname verilmeyecektir.

III.6 Menkul Sermaye İratları
Bu bölümde, menkul seermaye iratlarının beyanı ile ilgili yükümlülükler, gelir türleri itibarıyla açıklanmaktadır.

III.6.1 Hisse Senedi Kar Payla
Gerçek kişilerce 2006 yılında elde edilen hisse senedi kar paylarının beyanında, kar payının dayanağı olan kurum kazancının hangi yıla ait kazanç olduğu önem arzetmektedir. Daha açık bir ifade ile, Kanunkoyucu, ne zaman dağıtılırsa dağıtılsın, 31.12.2002 tarihine kadarki kurum kazançları ile bu tarihten sonraki kurum kazançlarının gerçek kişi ortakların elinde vergilendirilmesini farklı iki yönteme bağlamıştır.

a- 2003 Ve Sonraki Yıllara İlişkin Kurum Kazancının Dağıtılması Halinde
Eğer, kişilerin 2006 yılında elde ettikleri kar payının dayanağı 2003 ve sonraki yıllara ilişkin kurum kazancı ise, bu takdirde, kar payının yarısı vergiden istisna edilecek, kalan yarısının da varsa tevkif suretiyle vergilendirilmiş bulunan diğer menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile birlikte toplamının 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılacaktır. Aşması halinde bu tutar, Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kar payının dağıtılması sırasında dağıtan kurum tarafından yapılan % 10 ( 23.07.2006 tarihinden sonra % 15) oranındaki tevkifatın tamamı mahsup edilecektir.

Örneğin, ortağı olduğu anonim şirketten 2006 yılı Eylül ayında brüt 38.000 YTL kar payı alan bir gerçek kişi, tutarın yarısını (19.000 YTL), beyan sınırı olan 18.000 YTL’yi aşıyor olması sebebiyle Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edecektir.

Beyan edilen tutar : 19.000
Matrah : 19.000
Gelir Vergisi 3.520
Mahsup edilecek tevkifat : 5.700
İade edilecek gelir vergisi : 2.180

b.2002 ve önceki yıllara ilişkin kurum kazancının dağıtılması halinde
GVK’nun Geçici 62 nci maddesi hükmü gereğince,

a) 31.12.1998 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerine ait kazançların dağıtılması halinde, bu kazançlar elde eden gerçek kişiler yönünden gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu kazançların dağıtılması halinde kar payını elde eden gerçek kişi ortak beyanname vermeyecektir.

b) 01.01.1999-31.12.2002 tarihlerini kapsayan dönemde sona eren hesap dönemlerine ait kurum kazançlarının ve GVK’nun Geçici 61 inci madde kapsamında tevkifata tâbi tutulmuş kurum kazançlarının dağıtılması halinde, gerçek kişilerce elde edilecek kar payının net tutarına elde edilen kâr payının 1/9’u eklendikten sonra, bulunan tutarın yarısı vergiye tâbi gelir olarak dikkate alınacak, bu tutarın 18.000 YTL’yi aşması halinde yıllık beyanname verilecektir. Beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden de beyan edilen tutarın 1/5’I mahsup edilecektir.
Örneğin, ortağı olduğu anonim şirketin 2001 yılı kazancının 2006 yılında dağıtılması sonucunda 54.000 YTL kar payı elde eden ( bu kar payları üzerinden tevkifat yapılmamaktadır) bir gerçek kişi, once bu tutara 1/9 unu ekleyecek sonra da bulduğu tutarın yarısının beyan sınırını aşıp aşmadığına bakacaktır.

54.000 + (54.000 : 9) = 60.000
60.000 : 2 = 30.000
30.000 YTL’nin 2006 yılı için beyan sınırı olan 18.000 YTL’yi aşıyor olması sebebiyle bu tutar (30.000 YTL) Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisi olan 6.490 YTL’den beyan edilen gelirin 1/5’I ( 6.000 YTL) düşülecektir.

Bu durumda ortak tarafından ödenecek gelir vergisinin tutarı 490 YTL olacaktır.

III.6.2 Hisse Senedi Alım Satım Kazançları
Gerçek kişiler tarafından 2006 yılında elde edilen hisse senedi alım satım kazançlarının beyanında, hisse senedinin iktisap tarihi ve IMKB’de işlem görüp görmemesi önemli olmaktadır. Daha açık bir ifade ile, 01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen ve İMKB’de işlem görenlerden üç aydan fazla sure elde tutulanların satışından sağlanan kazançlar tutarı ne olursa olsun, değer artış kazancı sayılmamaktadır ve beyana tabi değildir.

Üç aylık sure, İMKB’de işlem görmeyen ve fakat tam mükellef kurumlara ait olan hisse senetleri için bir yıl olarak dikkate alınacaktır. Yani, 01.01.2006 tarihinden önce iktisap edilen, tam mükellef kurumlara ait olan hisse senetlerinin (İMKB’de işlem görmeyen) bir yıldan fazla süre elde tutulduktan sonra 2006 yılında satışından sağlanan kazançlar da yine tutarı ne olursa değer artış kazancı sayılmamakta ve beyana tabi bulunmamaktadır.

Belirtilen bu sürelerden kısa sure elde tutulan hisse senetlerinin satışından sağlanan kazançlar ise 14.000 YTL’yi aşması halinde sadece aşan tutar değer artış kazancı olarak beyana tabi bulunmaktadır. Kazancın safi tutarının 14.000 YTL’yi aşmaması halinde ise beyanname verilmeyecektir.

Kazancın beyana tabi olan safi tutarının hesaplanmasında, elde tutulduğu sure içinde meydana gelen ÜFE artış oranı dikkate alınarak endeksleme yapılabilecektir. Satış için ödenen komisyonlar ve diğer masraflar da, kazancın safi tutarının hesaplanması sırasında dikkate alınabilecektir. Ancak, dikkate alınacak masraf ve komisyonlar, sadece , beyanı gereken gelirlerle ilgili masraf ve komisyonlar olacaktır. Yani, belirtilen sürelerden fazla süre elde tutulan ve bu sebeple kazancı beyana ve vergiye tabi olmayan bir hisse senedi için yapılan masraflar ve ödenen komisyonlar, beyana ve vergiye tabi bir alım satım kazancının safi tutarının tespitinde dikkate alınamayacaktır.

01.01.2006 tarihinden sonra iktisap edilen ve yine 2006 yılında bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla elden çıkarılan hisse senetlerinin satışından sağlanan kazançlar üzerinden GVK’nun Geçici 67 nci maddesine göre % 10 oranında (Dar mükellefler için % 0) tevkifat yapılmaktadır. Bu şekilde tevkif suretiyle vergilendirilen kazançlar için ayrıca yıllık beyanname verilmemektedir.

Ancak, 2006 yılı içinde yaptığı hisse senedi alım satım işlemlerinden zarar eden ve bu zararını aynı yıl içinde gideremeyen mükelleflerin 2007 yılı Mart ayında ihtiyari beyanname vermeleri ve kazanç ve zararlarını birbirine mahsup edebilecekleri bu beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden de yıl içinde tevkif suretiyle ödedikleri vergiyi mahsup edebilmeleri mümkün bulunmaktadır.

III.6.3 Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobond faiz gelirleri
a) Hazine tarafından 26.07.2001 tarihinden önce ve TL cinsinden ihraç edilmiş olan Hazine Bonosu ve Devlet Tahvillerden 2006 yılında elde edilmiş faiz gelirlerinin % 46,5 ‘i, indirim oranı uygulaması kapsamında düşülerek gelirin safi tutarı hesaplanacak ve kalan tutarın 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılacaktır. Aşması halinde, indirim oranı uygulamasından artakalan tutar 2007 yılı Mart ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

Örneğin, 2000 yılında TL cinsinden ihraç edilmiş olan Devlet Tahvilinden 2006 yılında 120.000 YTL faiz geliri elde eden bir kimse, önce, indirim oranı uygulamasıyla, gelirinin safi tutarını hesaplayacak,

120.000 – (120.000 x % 46,5) = 64.200 YTL

Daha sonra da hesaplanan bu tutarın 18.000 YTL’lik beyan sınırını aşıyor olması sebebiyle tamamını Mart 2007 ayında vereceği yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edecektir.

b) Hazine tarafından 26.07.2001 tarihinden önce ve yabancı para cinsinden ya da dövize, altına veya başka bir değere endeksli olarak ihraç edilmiş Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobondlardan 2006 yılında elde edilen faiz gelirlerinin 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılacaktır. Aşması halinde, gelirin tamamı 2007 yılı Mart ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Bunlar için indirim oranı uygulaması söz konusu değildir.

Örneğin, 2000 yılında USD cinsinden ihraç edilmiş olan Eurobond’lardan 2006 yılında 80.000 YTL faiz geliri elde eden bir kimse, bu tutarın tamamını, 2006 yılı için belirlenmiş olan 18.000 YTL’lik beyan sınırını aşması sebebiyle, Mart 2007 ayında vereceği yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edecektir.

c) Hazine tarafından 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında Türk parası cinsinden ihraç edilmiş olan Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili faiz gelirlerinin, önce % 46,5 ‘i indirim oranı uygulaması kapsamında düşülecek, daha sonra da bulunan tutardan 191.089,20 YTL istisna tutarı indirilecektir. İstisna sonrası kalan tutarın 18.000 YTL’yi aşması halinde, istisna uygulamasından artakalan tutar 2007 yılı Mart ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

Örneğin, 2002 yılında TL cinsinden ihraç edilmiş olan Hazine Bonosundan 2006 yılında 380.000 YTL faiz geliri elde eden bir kimse, önce bu gelirin safi tutarını hesaplayacaktır.

380.000 – ( 380.000 x % 46,5) = 203.300 YTL
İkinci aşamada, bulunan safi tutardan istisna tutarı düşülecektir.
203.300 – 191.089,20 = 12.210,80 YTL
Son aşamda ise istisna sonrası kalan tutarın 18.000 YTL’lik beyan sınırını aşıp aşmadığına bakılacaktır. Örneğimizde istisna sonrası bulunan tutar (12.210,80 YTL) beyan sınırının altında kaldığı için bu faiz geliri yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeyecektir.

d) Hazine tarafından 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında sonra yabancı para cinsinden ya da dövize, altına veya başka bir değere endeksli olarak ihraç edilmiş Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobondlardan 2006 yılında elde edilen faiz gelirlerinden 191.089,20 YTL istisna tutarı düşülecek ve kalan tutarın 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılacaktır. Aşması halinde, gelirin istisnadan sonra kalan kısmı 2007 yılı Mart ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Bu gelirler için indirim oranı uygulaması yapılmayacaktır.

Örneğin, 2004 yılında USD cinsinden ihraç edilmiş olan Hazine Bonosundan 2006 yılında 250.000 YTL faiz geliri elde eden bir kimse, önce bu gelirinden istisna tutarını düşecek,

250.000 –191.089,20 = 58.910,80 YTL
Daha sonra ise, bulunan tutarın 18.000 YTL’lik beyan sınırını aşıp aşmadığına bakacaktır. Örneğimizde istisna sonrası bulunan tutar (58.910,80 YTL) beyan sınırının üzerinde olduğu için kişi Mart 2007 ayında vereceği yıllık gelir vergisi beyannamesinde 58.910,80 YTL’lik faiz gelirini beyan edecektir.

e) Hazine tarafından 01.01.2006 tarihinden itibaren YTL ve yabancı para cinsinden ihraç edilen Hazine Bonosu, Devlet Tahvillerinden 2006 yılında elde edilen faiz gelirleri üzerinden % 10 oranında ( 23.07.2006 tarihine kadar % 15) tevkifat uygulaması yapılmaktadır. Bu oran dar mükellef gerçek kişi ve kurumlara ödenenler için % 0’dır. Bu şekilde tevkif suretiyle vergilendirilmiş gelirler için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyeceği gibi başka gelirler dolayısıyla verilen beyannamelere de bu gelirler dahil edilmeyecektir.

f) 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri üzerinden tevkifat uygulaması yapılmamaktadır. Bunların YTL karşılığının 18.000 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılmakta aşıyorsa tamamı Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmektedir.

İhraç tarihi 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında olan Eurobondlardan 2006 yılında elde edilen faiz gelirleri için ise 191.089,20 YTL tutarında istisna uygulaması yapılmaktadır. Ancak, yabancı para cinsinden ihraç edilmiş olmaları dolayısıyla bu gelirler için indirim oranı uygulaması yapılması mümkün bulunmamaktadır.

26.07.2001 tarihi ve öncesinde ihraç edilmiş olan Eurobondlardan 2006 yılında elde edilen faiz gelirleri için isitisna uygulaması yapılması söz konusu değildir.

III.6.4 Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobond alım-satım kazançları a) Hazinece 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobond’ların vadesinden önce satışından, gerçek kişilerce 2006 yılında sağlanan kazançların safi tutarının (endekslemeden sonra bulunan tutar) 14.000 YTL’yi aşması halinde, sadece aşan kısmın Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyanı zorunlu bulunmaktadır.

Eurobondların ve yabancı para cinsinden ya da yabancı paraya endeksli olarak ihraç edilmiş diğer menkul kıymetlerin tam mükellef gerçek kişilerce elden çıkarılmasından doğan kazancın, elden çıkarma karşılığında elde edilen yabancı para tutarının Türk Lirası karşılığından, bunların alımında ödenen yabancı para tutarının Türk Lirası karşılığı ve varsa satış giderlerinin düşülmesi sonucu hesaplanması gerekmektedir.

b) 4710 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 59 uncu madde hükmü ile, 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında ihraç edilen Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobond faizleri ve alım satım kazançları, belirli sınırlar içinde, 2007 yılı sonuna kadar gelir vergisinden istisna edilmiştir. 2006 yılında elde edilen söz konusu faiz gelirleri ve alım satım kazançlarının toplamı için uygulanacak istisna tutarı, 191.089,20 YTL’dir.

Alım satıma konu olan Hazine Bonosu, Devlet Tahvili ve Eurobond’un 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında ihraç edilmiş olması halinde, elde edilen kazancın safi tutarından 191.089,20 YTL düşülecektir. Ancak, bu durumda, bir önceki paragrafta belirtilen 14.000 YTL’lik istisna tutarının ayrıca düşülmesi mümkün değildir.

Örneğin, kişinin, 2000 yılında ihraç edilen Devlet Tahvilinin 2006 yılında vadesinden önce satışından 25.000 YTL, 2004 yılında ihraç edilen Hazine Bonosunun yine 2006 yılında satışından 140.000 YTL satış kazancı ve 2004 yılında ihraç edilen Hazine Bonosundan 2006 yılında elde ettiği 80.000 YTL faiz geliri varsa, ihraç tarihi dolayısıyla istisna kapsamı dışında bulunan Devlet Tahvilinin satışından sağladığı 25.000 YTL kazanç 14.000 YTL’lik stisna tutarını aştığı için Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi verecek ve kazancın sadece istisna sınırını aşan kısmı bu beyannamede gösterilecek, ancak, 140.000 YTL’lik satış kazancı ile safi tutarı 42.800 YTL olan ( 80.000 – 80.000 x % 46,5) faiz geliri toplamı (182.800 YTL) istisna tutarının (191.089,20 YTL) altında kaldığı için, bu beyannameye dahil edilmeyecektir.

c) 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen edilmiş Hazine Bonosu ve Devlet Tahvillerinin vadesinden önce satışından 2006 yılında elde edilen alım-satım kazançları üzerinden % 10 oranında tevkifat uygulaması yapılmaktadır. Bu oran dar mükellef gerçek kişi ve kurumlara ödenenler için % 0’dır. Bu şekilde tevkif suretiyle vergilendirilmiş gelirler için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyeceği gibi başka gelirler dolayısıyla verilen beyannamelere de bu gelirler dahil edilmeyecektir.

Ancak, bu satıştan zarar doğmuş ve zarar 2006 yılında telafi edilememiş ise mükelleflerin ihtiyari beyanname verme hakları bulunmaktadır. Bu beyannamede yıl içinde yapılan satışlardan sağlanan net kazanç beyan edilecek ve kazancın elde edildiği tarihte geçerli olan tevkifat oranında vergi hesaplanacaktır. Bu şekilde hesaplanan vergiden de yıl içinde tevkif suretiyle ödenen vergi mahsup edilecektir. Mahsup edilemeyen tutarlar da mükellefe iade edilecektir.

d) 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Eurobondlardan elde edilen alım-satım kazançları üzerinden tevkifat uygulaması yapılmamaktadır. Bunlar için 2006 yılında bir istisna uygulaması yapılmamaktadır. Bu sebeple de kazancın YTL karşılığı Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

İhraç tarihi 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında olan Eurobondlardan 2006 yılında elde edilen alım-satım kazançları için ise 191.089,20 YTL tutarında istisna uygulaması yapılmaktadır.

26.07.2001 tarihi ve öncesinde ihraç edilmiş olan Eurobondlardan 2006 yılında elde edilen alım-satım kazançları için istisna tutarı 14.000 YTL’dir.

III.6.5 Mevduat Faizleri, Repo Kazançları, Özel Finans Kurumu Kar Payları
GVK’nun Geçici 67 nci maddesi hükümleri gereğince, tam mükellef gerçek kişilerin 2006 yılında elde ettikleri ,

> Mevduat faizleri ( TL ve Döviz Tevdiat Hesaplarına Ödenen),

>
Repo gelirleri,

>
Özel finans kurumlarının ödedikleri kar payları

Üzerinden % 15 oranında tevkifat yapılmıştır.
Bu şekilde tevkif suretiyle vergilendirilen gelirler yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.

III.6.6 Menkul kıymet yatırım fonu kar payları
Bilindiği gibi, GVK’nun 75 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasında, Sermaye Piyasası Kanunu’na göre kurulan yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kar paylarının da, kar payı olduğu hükme bağlanmıştır.

Menkul kıymet yatırım fonu katılma belgelerinin fona iadesinden sağlanan kazançlar, 01.10.2006 tarihinden itibaren tam mükellefler için % 10, dar mükellefler için ise % 0 oranında tevkifata tabidir. Sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İMKB’de işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının, bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar üzerinden tevkifat yapılmamaktadır.

Ancak, yine GVK’nun Geçici 67 inci maddesinde ( 8 numaralı fıkra) menkul kıymet yatırım fonu veya ortaklıklarının katılma belgelerinin ilgili fona iadesinden elde edilen gelirler ile hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ticarî işletmeye dahil olan bu nitelikteki gelirler, bu fıkra kapsamı dışında bırakılmıştır.

Bu nedenle, gerçek kişilerce 2006 yılında menkul kıymet yatırım fonu katılma belgelerinin fona iadesinden elde edilen gelirler için, üzerinden tevkifat yapılmış olsun ya da olmasın, yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir.

III.6.7 Alacak Faizleri
Alacak faizleri, önce indirim oranı uygulamasına tabi tutularak % 46,5’i düşülecek kalan kısmın 875 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılacaktır. Aşması halinde, indirim oranı uygulamasından sonra bulunan tutarın tamamı Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

III.6.8 Yurt Dışındaki Bankalardan Elde Edilen Mevduat Faizleri
Yurt dışındaki bankalardan elde edilen mevduat faizi gelirlerinin 875 YTL’yi aşıp aşmadığına bakılacaktır. Aşması halinde tutarın tamamı Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

III.7 Diğer Kazanç Ve İratlar
Kanunkoyucu, Gelir Vergisi Kanunu’nda, ‘’ diğer kazanç ve iratlar ‘’ başlığı altında, iki farklı türde geliri, belirli koşullar altında beyana ve vergiye tabi kılmıştır. Bunlardan biri, değer artış kazançları, diğeri ise arızi kazançlardır.

III.7.1 Değer Artış Kazançları
Gelir Vergisi Kanunu’nda, aşağıda belirtilen mal ve hakların elden çıkarılmasından (satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulması ) doğan kazançlar değer artışı kazancı olarak tanımlanmıştır.

> İvazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar.

>
Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar,

>
Telif haklarının ve ihtira beratlarının müellifleri, mucitleri ve bunların kanunî mirasçıları dışında kalan kimseler tarafından elden çıkarılmasından doğan kazançlar,

>
Ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar,

>
Faaliyeti durdurulan bir işletmenin kısmen veya tamamen elden çıkarılmasından doğan kazançlar,

>
İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç), arazi, bina, maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı, voli mahalleri ve dalyanlar, gayrimenkul olarak tescil edilen haklar, gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtalarının, iktisap tarihinden başlayarak dört yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar.

Kanunkoyucu, vergiye tabi değer artış kazançlarının çerçevesini bu şekilde çizdikten sonra, yine aynı Kanunda, çeşitli sosyal ve ekonomik sebeplerle, aşağıdaki belirtilen durumlarda değer artış kazancının hesaplanmayacağını ve vergilendirilmeyeceğini hükme bağlamıştır.

> Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde, kanunî mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dahil iktisadî kıymetlerin kayıtlı değerleriyle aynen devir alınması,

>
Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması,

>
Kollektif ve adi komandit şirketlerin bir önceki bentte yazılı koşullar altında nev’i değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi .

Kanunkoyucu, değer artış kazancının safi tutarının hesaplanması sırasında, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirileceğini ve kur farkından doğan kazançların hesabında da, menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisabına tahsis edilen yabancı sermayenin bu kıymet veya hisselerin iktisap tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruna göre hesaplanan Yeni Türk Lirası karşılığı ile bu kıymet veya hisselerin elden çıkarılması tarihindeki aynı miktar yabancı sermayenin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruna göre hesaplanan Yeni Türk Lirası karşılığı arasındaki farkın esas alınacağını hükme bağlamıştır. Ayrıca, mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedeli, artış oranının % 10 ve üzerinde olduğu durumlarda , elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilebilecektir.

Öte yandan, 2006 yılında elde edilen değer artışı kazancının 14.000 YTL’lik kısmı, gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu sebeple, yukarıda sayılan mal ve hakların 2006 yılında elden çıkarılmasından sağlanan kazançların 14.000 YTL’yi aşmaması halinde, bu kazançlar için Mart 2007 ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek ; aşması halinde ise sadece aşan kısım yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

III.7.2 Arızi Kazançlar
Gelir Vergisi Kanunu’nda,
> Arızî olarak ticarî muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançlar,

>
Ticarî veya ziraî bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlamamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hâsılat,

>
Gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ile peştemallıklar ,

>
Arızî olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hâsılat,

>
Gerçek usulde vergiye tâbi mükelleflerin terk ettikleri işleri ile ilgili olarak sonradan elde ettikleri kazançlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil).

>
Dar mükellefiyete tâbi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında arızi olarak yaptıkları ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar.

vergiye tâbi arızi kazanç olarak tanımlanmış ve bu kazançların vergiye tabi safi tutarının, satış bedelinden maliyet bedeli ve satış dolayısıyla yapılan giderler indirilmesi veya elde edilen hâsılattan tevsik edilmek kaydıyla yapılan giderler indirilmesi suretiyle hesaplanması hükme bağlanmıştır.

Kanunkoyucu, ayrıca, yukarıda vergiye tabi arızi kazanç olarak ilk dört sırada sayılan kazançların, 2006 yılı için, 14.000 YTL’sini vergiden istisna kılmıştır. Bu sebeple, 2006 yılında elde edilen söz konusu kazançlardan 14.000 YTL’yi aşmayanlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek, başka gelirler dolayısıyla beyanname verildiği durumlarda bu kazanç beyannameye dahil edilmeyecektir. Aşması halinde ise sadece aşan tutar yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

IV. Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Üzerinde Yapılabilecek İndirimler
Kanunkoyucu, GVK’nun 89 uncu maddesinde yer alan hükümlerle, gelir vergisi matrahının tespiti sırasında, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıda belirtilen indirimlerin yapılabilmesini mümkün kılmıştır.

1. Beyan edilen gelirin % 10’unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta primleri için, beyan edilen gelirin % 5’ini) ve asgarî ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları

2. Beyan edilen gelirin % 10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları

3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen özürlülerin beyan edilen gelirlerine, 31 inci maddede yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim

4. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilecek gelirin % 5’ini (kalkınmada öncelikli yöreler için % 10’unu) aşmamak üzere, makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar.

5. Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.

6. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamı.

7. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen projelere ilişkin harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların % 100’ü

8. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50’si.

9. Mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının % 40’ı oranında hesaplanacak “Ar-Ge indirimi”.

V. Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin Verilmesi Ve Verginin Ödenmesi
Yukarıda beyan edilmesi gerektiği belirtilen 2006 yılı gelirleri için 1-15 Mart 2007 tarihleri arasında yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir. Beyanname doğrudan ilgili vergi dairesine tahakkuk fişi karşılığında verilebileceği gibi posta ile de gönderilebilecektir. Ancak, beyannamenin, adi posta ile gönderildiği durumda vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihin ; taahhütlü posta ile gönderildiği durumda da postaya verildiği tarihin verilme tarihi olarak kabul edildiği unutulmamalıdır. Postada yaşanabilecek gecikmeler dikkate alınarak, beyannamenin taahhütlü posta ile gönderilmesi tavsiye edilmektedir.

Aileyi vergileme birimi olarak dikkate alan “ aile reisi beyanı” uygulaması kaldırıldığından, aile bireyleri 2006 yılında elde ettikleri gelirlerini kendileri ayrı ayrı beyan edeceklerdir. Ancak, henüz reşit sayılmayan çocukların gelirleri ile ilgili beyanname, velileri tarafından verilecektir.

Beyannamede gösterilen gelir üzerinden gelir vergisinin hesaplanması sırasında, 2006 yılında geçerli olan ve aşağıdaki tabloda gösterilen vergi tarifesi uygulanacaktır.

7.500 YTL’ye kadar % 15

19.000 YTL’nin 7.500 YTL’si için 1.125 YTL, fazlası % 20

43.000 YTL’nin 19.000 YTL’si için 3.425 YTL, fazlası % 27

43.000 YTL’den fazlasının 43.000 YTL’si için 9.905 YTL, fazlası
% 35

Ayrıca, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, ilgili yıl içinde tevkif suretiyle ödenen vergiler mahsup edilebilecektir. Ticari kazanç sahibi mükellefler ile serbest meslek erbabının yıl içinde üçer aylık dönemler halinde ödedikleri geçici vergiler de yine aynı şekilde, beyanname üzerinde hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.

Bu şekilde mahsup edilemeyen vergiler, Gelir Vergisi Kanunu’nda belirtilen kurallar çerçevesinde mükellefe iade edilecektir.

Verilecek beyannameler üzerinden ilgili vergi dairesince tarh edilecek gelir vergisi, ilki Mart 2007 ayı sonuna kadar ikincisi Temmuz 2007 ayı sonuna kadar olmak üzere iki eşit taksitle ödenecektir. Vergiler, vergi dairesi veznelerine (beyannamenin verildiği vergi dairesi olması gerekli değildir) ödenebileceği gibi Maliye Bakanlığı tarafından tahsile yetkili kılınmış bankalara da ödenebilecektir.

Kaynak : www.vergidegundem.com /Mehmet Korkusuz


14/03/2007

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol