Makaleler
Torun Yazıcı'nın, İkbal ve İhsan Beyler'in Selamı Var

Rusya, Almanya ve İtalya'dan sonra, Türkiye'nin en büyük dış ticaret hacmi yakaladığı üçüncü ülke. Ama çok daha önemlisi, Almanya gibi 'özel durum'lar dışarıda tutulursa, Bağımsız Devletler Topluluğu olarak, en büyük Türk yatırımları da bu bölgede. Başka hiçbir yerde bu kadar yatırım yok. Son 10 - 15 yılda, Türkiye, Rusya ile ticaretin ve 'komşuluğun' ötesinde gerçek anlamda 'akraba' oldu. Bavul ticaretine geldiler, Türklerle evlendiler, turist olarak adeta aktılar, ev alarak Türkiye'ye yerleştiler... 1930'lu yıllardan sonra, Türkiye - Rusya ekonomik ilişkileri ikinci balayı havasına girdi. AB ile yatıp kalkılan şu günlerde, yıllardır Rusya'da yaşayan işadamlarından ses geldi: Fırsatlar bitmedi. Büyük yatırımlar için şans devam ediyor... İşte, Anadolu Grubu'nun ortaklarından Kamil Yazıcı'nın torunu, henüz 24 yaşındaki Kamil Yazıcı... Babaannesinin böreklerini, çöreklerine özlüyor ama Efes Moskova'nın kısa zamanda Türkiye'deki kadar bira satar hale gelmesinde büyük emeği var... 'Burada aile gibiyiz, mutluyuz' diyor. Bu, onun ve diğerlerinin selamı!..

Tverskaya Caddesi. Sıra sıra lüks dükkanlar. Hermes'ten Cartier'e, Dior'dan Burberry'e kadar akla gelebilecek ünlü markalar var. Adım başı döviz bürosu. Her yer ışıl ışıl. Sadece Tverskaya Caddesi değil, yılbaşı nedeniyle Moskova'nın bütün caddeleri devasa boyutlardaki noel ağaçlarıyla dolu. Hava soğuk. Tiyatroların önündeki kuyruklar da olmasa, 'Türkiye'de bir yer' sanılabilir.

Kremlin Meydanı'na bağlanan caddelerde dolaşırken, uzun süredir Avrupa Birliği'ne kilitlendiğimizin, inanılmaz bir değişim yaşayan Rusya'nın bir parça arka planda kaldığını düşünüyorum. Sadece 10 - 15 yılda katedilen yol gerçekten şaşırtıcı.

1990'ların başıydı. Sovyetler'in dağılmasıyla merkezi ekonomi çökmüş, çarklar durmuştu. 'Süper güç'ün vatandaşları, yeni bir hayat için tam anlamıyla çevre ülkelere dağılmışlardı. Bu çöküş, doğal olarak aynı zamanda bir yeniden ayağa kalkma, yapılanma, her şeyi baştan düzene koyma dönemidir. Ve ilk sonuçlar 1993 yılından sonra alınmaya başlamıştı. Bu yıkım ve yeniden toparlanma dönemi Türkiye ile Rusya arasındaki ilk ilişkiler çok enteresan bir karakter kazanmıştır. Libya'da iş kaybeden Türk inşaatçılar Rusya'ya koşarken, Rus bavulcular da Türkiye'ye koşmuştu.

Bu büyük ülkenin toparlanan pazarı, Türk ihracatçı ve yatırımcılarının da ilgisini çekmeye başlamıştı. 1996'da, bavul ticareti 9 milyar dolar gibi, toplam ihracatı o dönemde 20 milyar dolar civarında seyreden Türkiye için çok büyük bir kapı açmıştı.

Türk işadamlarının bu ülkeye tempolu akışı; Asya Krizi'nin 'dalga etkisi'nin Rusya'ya yansımasıyla da kesilmedi. 'Acaba batıyor mu?... Devalüasyona giden ve moratoryum ilan eden Rusya iflas bayrağını mı çekiyor?..' tereddütleri çabuk atlatıldı. Rusya krizden çabuk çıktı.

Büyük Yatırımlar
Rusya'nın yakın tarihteki büyük değişimi, Türk yatırımcılara Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) çapında büyük bir pazar kazandırmış, Türk Cumhuriyetlerinde de büyük yatırımlar başlamıştı. Kuralları, yasaları, sistemi tam oturmamış bölge ülkelerinde iş yaparken bazı Türk şirketleri iş kazası da yaşadı. Batanlar, büyük para kaybedenler oldu. Mafya hikayeleri yaşandı. Ancak işler her geçen gün daha da toparlandı. Şirketler daha güvenle yatırım kararları aldılar. İnşaatçılar büyük işler üstlendi. Hızlarıyla ün kazandılar.

Koç Grubu, Ramstore'larla, Türkiye dışındaki en önemli yatırımlarını topluluk ülkelerine yaptı. Anadolu Grubu, Enka, Gama, Alarko, Urban, Okan Holding, Colin's gibi firmalar büyük projeler gerçekleştirdi. Finans yatırımları oldu. Garanti Moscov kuruldu. Turkcell, telekom yatırımları yaptı. Böylece genelde bölge ülkeleri, özellikle de Rusya, Türk şirketlerinin en büyük yatırım alanı oldu. Doğalgaz alımları, Mavi Akım, BTC petrol boru hattı projeleri, Rusya ile Türkiye'yi hacimli ekonomik çıkarlar zemininde birbirine bağladı.

Bavul ticaretinin ilk yıllarında Türk malı'nın adı kötüye çıkmıştı. Mağazalarda 'burada Türk malı satılmaz' duyurularına rastlanıyordu. Ama artık böyle değil. TOBB - TİM AŞ, Rusya'nın ekonomik çöküş günlerinde göz yumduğu bavul ticareti yerine resmi ticaret kanalı ve markalı ürünlerin pazara girişi için büyük alış veriş ve ticaret merkezi projeleri başlattı. Colin's gibi markalar pazarda büyük paylara ulaştı. Mağaza zincirleri gitti.

2003 yılı sonuna kadar 15 yıllık bir dönemde Türk müteahhitleri 13 milyar dolar tutarında 750'den fazla inşaat projesi üstlendi. 1998 yılı ekonomik krizinin olumsuz etkileri nedeniyle duran bazı projelere rağmen bunun üçte ikisini gerçekleştirdiler. 1990 yılı itibariyle 400 milyon dolar seviyesinde seyreden iki ülke dış ticareti 8.5 milyar doları buldu.

Öykü Dolu
Rusya pazarı bugün de Türk firmaları için büyük önem arzediyor. Öyle ki nereye baksanız bir başarı öyküsüyle karşılaşıyorsunuz. Bunlardan birisi de İkbal Dürre. Rusya'ya öğrenci değişimi çerçevesinde devlet tarafından gönderilen ilk öğrencilerden bir olan Dürre, son altı yıldır bu Fransız tekstil firmasının Rusya temsilcisi. 15 mağazası var.

‘Benim geldiğim dönemde bolluk yoktu. Bu kadar çok mağaza, giyecek, içecek, bu kadar eğlence yoktu. O zamanlar herşey kısıtlıydı. Bütün bunlar benim için mazeret teşkil etmiyordu çünkü ben kendimi bir tarihe şahit olma avantajı yakalamış birisi olarak görüyordum. Düşünsenize bir sistem değişiyor ve siz o anda oradasınız’ diyor.

Bir başka öykü de Urban İnşaat'la Rusya piyasasında pek çok projeye imzasını atan Ali İhsan Ahıskalıoğlu'na ait. Moskova'ya 1989'da gelen Ahıskalıoğlu, ‘1984 yılında yapılan gaz anlaşması sonrası müteahhitlik şirketleri Rusya'ya gelerek bir sinerji yarattı. 'İnşaatçılık' lokomotif sektör konumuna geldi, ancak kısa sürede diğer sektörler ön sıralara geçti’ diyor. Ahıskalıoğlu'na göre en cazip sektörler, deri, konfeksiyon, gıda ürünleri, taşımacılık, otelcilik’

'Büyüme Yavaşlayacak'
Batubay Özkan da, Rusya'nın en büyük bankalarından biri olan Trust Bank'ta yönetici olarak çalışıyor. Onu farklı yapan nokta ise Rusya'ya geldiği dönemde bankadaki ilk üst düzey yabancı yönetici olması. Özkan'a göre 2005 ortalarından itibaren büyümenin daha yavaş, politikanın biraz daha istikrarsız, para kazanmanın biraz daha zor, fırsatların daha zor yakalanabileceği bir Rusya'ya hazır olmak gerek. Hiçbir şey son altı senedeki kadar kolay olmayacak.

Kuru Fasulyeli Toplantılar
Rusya'daki Türk girişimciler en çok Türk mutfağının özlemini çekiyor. Ancak bu özlemi gidermenin bir yolunu da bulmuşlar. Örneğin Ahıskalıoğlu da bu özlemi gidermek için şirketinin yemekhanesinde her hafta yemekli bir toplantı düzenliyor. Cuma günleri işkembe çorbası ve döner, cumartesi günleri ise kuru fasulyenin olduğu menü, Ruslar'la da paylaşılıyor. Çünkü işadamı, Ruslar'la kaynaşmak için bu toplantıları fırsat biliyor ve dostlarına, toplantılara bir Rus arkadaşlarıyla birlikte gelmelerini tavsiye ediyor.

Öğrenciydi, 15 Mağazası Oldu
Mehmet Emin İkbal Dürre 1989'da Rus Filoloji'sini bitirmiş. Rusya'ya öğrenci değişimi çerçevesinde giden ilk öğrencilerden. Bir yıl Moskova'da kalan Dürre, Türkiye'ye dönüp askerliğini yaptıktan sonra Puşkin Üniversitesi'ne dönmüş. ‘O dönem Rusya dünyanın gözünde fırsatlar ülkesi olmuştu’ diyen Dürre, Moskova'da kalırsa, kendisi için de pek çok fırsat doğacağına inanmış.
Fırsat da ayağına gelmiş. Fransız bir firma, genç işadamının Rusya'daki tecrübesine güvenerek ‘Gel, bizim Rusya'daki temsilcimiz ol’ demiş. İkbal Dürre, altı yıldır bu firmanın Rusya'daki temsilciliğini yapıyor. Şu anda 15 mağazası var. Yıllık cirosu 15 milyon dolar. Herkesin çekindiği bir dönemde cesur davranmanın ona avantaj sağladığını söylüyor. Yeni planı kendi markasını oluşturmak.‘Rusya zorluklar ülkesi. Gidersek batarız’ düşüncesinin yaygın olduğunu belirten Dürre bu ön yargının doğru olmadığını söylüyor.

Dürre, doğru insanlarla işe başlayıp doğru adreslere ulaşılırsa Rusya'nın bir çok fırsata gebe olduğunu kaydediyor. Rusya'da uzun yıllar önce onun yakaladığı fırsatın hala varolduğunu ifade eden Dürre, ‘Çok büyük ve bakir pazarlar var. Rusya'yla ilgili korkular, önyargılar aşılmış değil. Bu daha önce bavul ticaretine önem veren, 'alayım çekileyim' diyen işadamlarından kaynaklanıyor’ diyor.

Moskova'ya Takılmayın
İkbal Dürre'ye göre Rusya'da yatırım yapmak isteyenlerin acele etmeli. Moskova'nın pahalı ve zor bir şehir olduğuna dikkat çeken işadamı, Rusya'nın diğer bölgelerinde piyasaya girmenin daha kolay olduğuna değiniyor. Şöyle diyor:
"Moskova dışındaki bölgelerde para az gibi görünüyor ama riskler de az. Üst düzey idareyle ilişki kolay. Önemli olan ilk anda kazanılacak para değil, beklemek gerek. Ama kartopu gibi büyüyecek bir düzen kurmak mümkün. Bu dalgayı yakalamışken, herkes bildiği işi gelip burada realize etmek için hala büyük şansa sahip. Hiçbir sektör bitmiş, kapanmış değil. Hangi işi biliyorlarsa gelip burada çalışabilirler. Girdikleri bölgeyi önce iyi bir analiz etmeleri lazım. Fizibilite için biraz yatırım yaparlarsa; uzun vadede çok faydası olur. Bir de ortaklarınızı ya da kontakta bulunduğunuz kişileri iyi seçin. İlk adımı kiminle attığınız çok önemli."
Öte yandan İkbal Dürre, iki yıl önce bir Rus ile evlenmiş. Düğünleri Rus basınında geniş yer bulmuş. Kızıl Meydan'da ilk defa özel bir olay için, düğünleri şerefine havai fişekler patlatılmış.

'Şimdi Gülüyorum Ama Başlangıç Zordu'
Batubay Özkan, Rusya'nın en büyük bankalarından biri olan Trust Bank'ta yönetici olarak çalışıyor. Onu farklı yapan nokta ise Rusya'ya geldiği dönemde bankadaki ilk üst düzey yabancı yönetici olması...

Özkan'ın çalıştığı bankanın ilk sahibi Forbes 'ın 'dünyanın en zenginleri listesi'ndeki Mihail Hodorkovskiy... O, 'yolsuzluk' yaptığı gerekçesiyle halen cezaevinde. Artık Hodorkovskiy ile Trustbank'ın organik bir bağı yok. Özkan, ‘O hapse atıldığında banka yönetimi olarak Merkez Bankası'nın da onayıyla grupla bağlantımızı kestik’ diyor.

Rotasını Aşk Belirledi
Özkan, Rusya gelişinin romantik bir yönü olduğunu söylüyor. Öyküsü Harvard'da tanıştığı Marina ile ilişkisiyle başlamış. Marina okulu bitirip ülkesine dönünce Batubay'ın rotası da kendiliğinden şekillenmiş. ‘O dönem ringler boştu. Profesyoneller Londra ve New York'da çalışmayı tercih ediyordu. Krizin atlatıldığının kimse farkına varmamıştı. Yarışa önde başladım’ diyor. Kişisel çalışma tarzı sayesinde çalışanlarla kaynaşması da zor olmamış. En ilginç anısı bankadaki işe başladığı ikinci gün gerçekleşmiş. 5.5 saat süren yönetim kurulu toplantısında Rusça konuşulduğundan ilk bir saatini İngilizce gazete okuyarak geçirmiş; geri kalan 4.5 saatteyse kendi deyimiyle hayat hakkında derin düşüncelere dalmış. O günden sonra iki şeye gereksinimi olduğunu anlamış: Birincisi kendisine yardımcı olacak İngilizce bilen bir sekreter ikincisi ise, Rusça öğrenmesinin gerekliliği... Özkan yaşadığı 'kabus' gününü şu cümleyle özetliyor: ‘Şimdi gülüyorum ama o zaman pek komik değildi!’ Özkan'a göre Rusya özellikle de Moskova 'şahsına münhasır' bir yer! ‘Buraya uyum sağlamak için özel bir karaktere sahip olmak şart. Çünkü burada işler o kadar yavaş ve o kadar zorlu ki; bunlara direnecek bir yapınız olması şart’ diyor.

Ticarette Tam Bir Patlama Yaşanıyor
2004 yılı ilk 10 ayda Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı 1.5 milyar dolar, Rusya'dan ithalatı ise 6.9 milyar dolar oldu. Bu büyük açığın başlıca nedeni Rusya'dan yapılan doğalgaz ithalatı.

YILLAR

iHRACAT

iTHALAT

İH/İT (%)

HACİM

1992

441.9

1,040.8

0.42

1,482.7

1993

504.7

1,542.3

0.33

2,047.0

1994

820.2

1,046.0

0.78

1,866.2

1995

1,238.1

2,082.4

0.60

3,320.5

1996

1,482.0

1,846.0

0.80

3,328.0

1997

2,049.3

2,048.4

1.00

4,097.7

1998

1,347.5

2,154.9

0.63

3,502.4

1999

586.6

2,371.9

0.25

2,958.5

2000

643.9

3,886.0

0.16

4,529.9

2001

924.1

3,435.6

0.26

4,359.7

2002

1,163.0

3,855.0

0.30

5,018.0

2003

1,363.3

5,420.4

0.25

6,783.7



Kaynak: DİE

En Çok Alışveriş Merkezi Yatırımı Var
Türkiye'nin ağırlığı Rusya'da olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu'ndaki (BDT) yatırımları 2 milyar dolar seviyesine yaklaştı. Sektörel dağılıma bakıldığında iş ve alışveriş merkezleri, gıda ve içecek, telekomünikasyon, şişe ve cam, elektronik eşya, beyaz eşya, inşaat malzemeleri, mobilya, tekstil ve konfeksiyon, deri ve ayakkabı, bankacılık gibi sektörlerin öncelikli olduğu görülüyor.

Koç Grubu ile Enka'nın ortaklığı ile kurulan Ramstore mağazaları zinciri, Rusya'daki ilk büyük Türk yatırımı olarak biliniyor. Bugün Bağımsız Devletler Topluluğu genelinde 30 kadar Ramstore mağazası var. Önümüzdeki 1 milyar dolarlık yeni yatırım yapılacağı belirtiliyor.

Bu büyük çaplı yatırımların yanı sıra, Rusya Federasyonu'nda tekstil, deri, konfeksiyon ve gıda gibi alanlarda yatırım tutarı 1 - 5 milyon dolar arasında değişen daha küçük boyuttaki çok sayıda çeşitli Türk yatırımları da bulunuyor.

Büyük yatırımlar

Firma

Yatırımları

Enka Holding

İş merkezleri, otel, alışveriş merkezleri

Ramenka

Ramstore alışveriş (KoçEnka ortaklığı) merkezleri

Anadolu Grubu (Efes)

Efes bira fabrikaları

Netaş (Rontelekom)

Telefon santralleri fabrikası

Zorlu Holding (Vestel)

Vestel TV fabrikası

Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları (Ruscam)

Şişe üretim fabrikası

TOBB – TiM

Türk Ticaret Merkezi

Colin's

Kot pantolon


Bavuldan Büyük İşadamları Çıktı
Rusya'da sistemin değişim günlerinde, üretim altyapısı çöken ülkeden binlerce kişi Türkiye'ye koştu. Bavulları doldurup gittiler, tekrar geldiler. Bu, öyle hacimli bir ticarete dönüştü ki, ilk yıllar 8 milyar doları buldu. Bu ticaretten büyük Rus ve Türk işadamları çıktı. Fakat, zaman zaman polisiye olaylara dönüşen bu ticarette genellikle kalitesiz mallar gittiğinden 'Türk malı' imaj zedelendi. Son yıllarda Rusya, ticaretine yasal bir düzen getirme çabasına girince ticaret kısıtlandı. 2003'te 3.5 milyar dolar oldu. Türk işadamları bu kesintiyi, kaliteli Türk mallarının ihracat olanaklarını artırarak kapatma yollarını aradı. TOBB - TİM AŞ, Türk markalarını Rusya'ya taşımak için büyük bir alışveriş merkezi yatırımı başlattı.

Efes'in Prensi Rusya'ya Takılmaya Gelmemiş
Adını Anadolu Grup'un ortaklarından dedesi Kamil Yazıcı'dan alan Efes Moskova'nın Proje Geliştirme Yöneticisi Kamil Yazıcı, henüz 24 yaşında. Ama büyük işler yapıyor! Başarısı tesadüf değil. Her şey planlanmış. Tüm eğitim yaşamını Amerika'da geçirmiş. New York Askeri Akademisi'ni bitiren Yazıcı, 'Coca Cola Okulu' diye anılan Atlanta'daki Emory University Roberto Goizueta Business School'dan mezun olmuş. Türkiye'ye dönen Yazıcı, Anadolu Grubu'nda üç yıl rotasyon programına katılmış. Farklı departmanların fonksiyonlarını kavramış. Dedesinin başlattığı Geleceğe Yatırım Projesi' isimli aile içi eğitim programına da katılmış. Ailenin gençleri birbiriyle kaynaşmış. Hem de ‘Gelecekte kim nerede olacak?’ sorusunun yanıtı aranmış. Bu projenin sonucu olarak Yazıcı da iki yıl önce Moskova'ya gelmiş.

Babaannesinin Mantısını Özlemiş
Yazıcı, ‘Pazarlama tecrübesi edinmek istiyordum. Holding'de pazarlama departmanı yoktu, pratik görmemiştim. Zaten Türkiye'de içilen her 10 biradan sekizi Efes olunca pazarlamanın da modu farklı oluyor. Rusya ise, dünyanın en büyük beşinci, en hızla gelişen ikinci bira pazarı. Bütün devler burada, kanallar açık. Bu devlerle rekabet etmeye çalışan bir grubun pazarlama departmanı da farklı oluyor’diyor.

Rusya'da bir kültür şoku yaşadığını söyleyen Yazıcı'yı en çok zorlayan şey alfabenin farklılığı olmuş. ‘İnsanlar hayatlarını bir şeyin etrafına kurmak zorunda. Ben işin etrafına kurdum’ diyen Yazıcı, Rusya'ya 'takılmaya' gelmediğini söylüyor: ‘Maceraya gelmedim. Her gün beni oradan oraya koşturan o amaç bütün sıkıntıları bertaraf ediyor.’

Rusya'daki Türkler'i ‘büyük bir aile’ye benzeten Yazıcı, ilişkilerini, ‘Burada iş dışında insani ihtiyaçları da gideriyoruz. Birimizi seviyoruz, güveniyoruz, derdimizi anlatıyoruz, Türkçe konuşuyoruz. Maç günlerimiz var. Haftada bir arkadaşlardan birinin evinde toplanıyoruz’ diyor. Yani her şey yolunda. Ancak özlediği şeyler de var. Örneğin babaannesinin böreği, mantısı ve pazı dolmalarını...

Pazarla ilgili sözleri ise, şöyle:
‘90'lı yıllarda Rusya'daki bira pazarı dinamikleşmişti. Biz de hem marka, hem de ülke riskini dağıtmak istedik ve yurtdışına açıldık. Burada beş senede litre ve ciro olarak Türkiye'ye ulaştık. Efes Pilsen'in tarihinde ilk defa bu yıl yarım milyar litreye ulaştı. Moskova'da lider olduk."


'Başbakanlık Rezidansı'nı Ahıskalıoğlu Yapıyor
Urban İnşaat'ın sahibi Ali İhsan Ahıskalıoğlu, Rusya'da pek çok projeye imza attı. Moskova'ya 1989'da gelmiş. Ülkenin değişim sürecini yakından gözlemiş. İşe, arkadaşlarıyla bir turizm firması açarak başlayan Ahıskalıoğlu, ilk deneyiminde başarılı olamamış. Ardından kimyasal gübre ihracatına girmiş. 1995 yılında Urban İnşaat'ı kurmuş. Firmanın bugüne kadar yaptığı işler arasında Taganka İş Merkezi, Sakhalin Olimpiyat Konut Kompleksi, Kremlin Hastanesi, Yüksek Mahkeme Binası ve 2005 yılı sonunda tamamlanacak 'başbakanlık rezidansı yer alıyor. Şimdiye kadar yaptığı işlerin toplamı 650 milyon doları buluyor. Yatırım hedefi ise, 2 milyar dolar...

Rusya serüvenini sorduğumuzda yanıtı şöyle oluyor: ‘Bu ülkede işinizi iyi yapıyorsanız yeni işler bulma şansınız yüksek. Rekabetçi fiyatlarımız, yaptığımız işlerin kalitesi gayet iyi. Ülke deneyimimiz de var.’

Ahıskalıoğlu'na göre Rusya'daki inşaat sektörü gelişerek büyüyecek. Ancak yerelleşmek gerekiyor. Lokal işgücü ve malzemeden yararlanmak gerek. Ahıskalıoğlu'nun bir de iddiası var; ‘Önümüzdeki beş yıl boyunca Türk inşaat firmaları da Rus firmaları da pazara yetişemeyecek. Şimdi yeni oyuncular gerek! İnşaat sektöründe pay, proje ve finansman yapısını siz oluşturursanız karlılığınız yükselir. Biz Türk Eximbank'tan çok ciddi destek aldık. Onlar olmasaydı yapamazdık Bu sektör en az 10 yıl daha fırsat sunar.’

Erken Kalkan Yol Alır!
Ahıskalıoğlu, Rusya'ya gelirken psikolojik olarak hazır olmak gerektiğini söylüyor. Ona göre ‘Türkiye'ye dönmeme’ fikrine alışmak lazım. Çünkü Türk işadamları ‘Biz buralıyız’ı kavramadığı için çabuk para kazanma yoluna gidiyor. Ama kar oranının yüksek olduğu yerlerde risk de artıyor. Panik halinde sürekli Türkiye'ye sermaye aktarmaya çalışanlar, sinerjiyi kaybediyor.

Ahıskalıoğlu'na göre Rusya'nın teknolojik ve insan gücü altyapısı gayet yeterli ama girişimci ruhu ve pratiği yok!

Ali İhsan Ahıskalıoğlu, bir de çarpıcı noktaya değiniyor: ‘Rus demografik bilimcilerine göre 2020 - 2025 yıllarında nüfusları 125 milyona kadar inecek. Bu da insan gücü ihtiyacını doğuracak. İşte bu noktada Türkiye'nin işgücü için AB'yle Rusya arasında bir savaş patlak verebilir. Bugün şaka gibi görünen bu tezin altında boş olmayan bir şeyler var. Bu nedenle Türkiye'nin ileriye yönelik projeler geliştirmesi, olmazsa olmaz koşullardan biri...’

Yatırımlar Moskova'dan Taşraya Kayıyor
Rus firmaların Türkiye'deki kayıtlı sermayeleri toplamının 5 milyon dolar olduğunu söyleyen Türk Rus İş Konseyi Başkanı Turgut Gür, ‘Yabancılarım mülk edinebilmelerine imkân sağlayan kanunun çıkmasıyla Ruslar, Türkiye'de gayrimenkul ve turizm alanlarında yatırımlar yapmaya başladılar. Bu alandaki Rus yatırımının toplam değeri 50 milyon doları buldu. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerimize ivme kazandıran hareket noktası 1984 yılında imzalanan ve 1987 yılında yürürlüğe giren doğalgaz anlaşması oldu. İnşaat şirketlerimiz Rusya'nın çeşitli bölgelerinde iş yaptı ve haklı bir üne kavuştu. 2004 yılında ise, toplam proje değeri 14 milyar dolara çıktı’ diyor.

Son yıllarda Türk yatırımcılarının ilgisinin büyük şehirlerinden diğer bölgelere kaydığını belirten Gür, şöyle devam ediyor:
‘Maliyet unsurlarında Moskova ile taşra arasında büyük fark var. Vergi idareleri büyük şehirlerde yabancı firmalar üzerinde ağır baskılar oluşturuyor. Buna karşın girişimci ve liberal bazı bölge valileri kendi bölgelerinde iyi bir iş ortamı hazırlıyor.’

'Yatırımlar Hız Kazanacak'
Türk yatırımlarının hızlanacağını belirten Gür, ‘Rusya'da yatırım maliyetleri artıyor. Küçük sermaye ile iş kurma zorlaşıyor. Güçlü sermayenin şansı daha yüksek görülüyor. Rus firmaları da Türkiye'de, hidroelektrik santralleri, alüminyum tesisleri, elektrik ve doğalgaz dağıtım şebekeleri, demiryolu rehabilitasyonu gibi projelere ilgi duyuyor’ diye konuşuyor.

K
aynak: Milliyet Business


03/01/2005

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol