Makaleler
Yazılımın Da Tanıtıma İhtiyacı Var
Namık KURAL
Dünya pazarlarına açılma ihtiyacı, Türk yazılım sanayinin önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) Başkanı Namık Kural, bugün yurt dışında iş yapmanın 6-7 yıl öncesine göre daha zor olduğunu, bu konuda sektörün ciddi bir desteğe ihtiyaç duyduğunu dile getiriyor.

Özellikle dış ticaret müsteşarlıkları kanalıyla ilgili ülkelerin iş dünyasıyla bu çerçevede ilişkiler geliştirilmesinin önemine dikkat çeken Kural, aynı zamanda, yurt dışına yazılım üreten Coretech’in yöneticilerinden. Kural, kendi deneyimlerinden yola çıkarak, dünya standartlarına erişmenin yollarını anlattı.

Coretech'in yurt dışı serüveni nasıl başladı?
Bu konu üzerinde yaklaşık 7-8 yıldır deneyim sahibiyiz. 1995 yılında Koç Grubu'ndan ayrıldığımızda büyük projelere odaklanan bir yapı oluşturmayı hedeflemiştik. Büyük organizasyonlarla çalışmayı tercih ettik ve bu bize profesyonellerle çalışma fırsatı tanıdı. Bambaşka sektörlerdeki firmalarla birbirine benzeyen işler yapmaya başladık. Ambar, rota planlama gibi lojistiğin çeşitli dallarında bir dizi sistem kurduk. Sistem kurarken de çok çarpıcı örnekler yaratmış olduk. Algida'da dondurma, Tofaş’da otomobil, Beko'da buzdolabı, Tefal'de tencere dağıtımını yöneten uygulamalar yazdık. Farklı iş süreçlerinin ortak özelliklerini ve teknolojilerini birbirine taşımaya başladık. Bu bizi iki ana konu da odaklandırdı. Biri ‘yönetim ve finans raporlaması’, diğeri ise ‘lojistik’ kavramı altında toplanabilir. 1995 yılında hem Algida, hem Tofaş, hem de Otoyol Pazarlama ile iki ay gibi kısa bir süre içinde el sıkıştık. Algida bizi dünyaya açan firma olmuştu. Kısa zaman önce bu yazılımın üçüncü versiyonunu çıkardık.

Bu güveni nasıl telkin ettiniz? Yurtdışına yatırım yapan firmaların karşılaştığı engelleri siz nasıl aştınız?
Son iki yılda Unilever bu işi tamamen bize outsource etti. Dolayısıyla bizi krizden aşıran proje bu oldu. Krizden önce 53-54 kişiydik, bir grup elemanı yurtdışına kaçırdık. Şu anda 64 kişi çalışıyoruz ve amacımız çalışan sayısını daha da artırmak. Aslında Unilever kanalı ile yurtdışına açılmak basit bir modelden kaynaklanıyor. Diğer açılımlarımız da aynı modele oturuyor. Size güvenen ve taahhüt veren bir yönetici bulmanız bazen yeterli olabiliyor. Benzer durum Pfizer’de ve P&G'de oldu. Her ülkenin kendine has bir kültürü var. Bazen bir ülkenin ekonomik durumu sizi korkutuyor ama yaptığınız işe olan ilgi hiç de ekonominin durumuyla benzeşmeyebiliyor. Ancak yurt dışında iş yapmanın 6-7 yıl önceye kadar daha zor olduğunu söyleyebilirim. Çünkü belli normlarda ve belli kalitede üretim yaptığınızı muhatabınıza ispat etmek zorundasınız. Eskiden kişisel referanslarla idare edebiliyordunuz. Şimdi ise, üretim mantığınızı sorguluyorlar: “Proje ekibini nasıl yönetiyorsunuz”, “İşinizi nasıl dokümante ediyorsunuz” vs.

Yurtdışına açılımın kriterleri neler olmalı?
Öncelikle yurt dışında tanıtıma ve ilişkilere ağırlık verilmeli. Yurtdışında iş yapmak daha istikrarlı. Türk yazılım endüstrisinin de aynen turizmde olduğu gibi ticari ataşelikler kanalıyla desteklenmesi lazım. Bugün kendilerine has becerilerini öne çıkaran yazılım evleri ayakta kalıyor. Dünyanın birçok ülkesinde uluslararası firmalar olduğu gibi yerli yazılım evleri de azımsanmayacak sayıda, bu hep böyle olacak. Türkiye'de KOBİ seviyesinde ERP penetrasyonunun % 1 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle ümitsiz olmamalı.

05/05/2005

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol