Makaleler
Sektöre Genel Bakış

Türkiye’nin ilk entegre demir çelik tesisi olan Karabük Demir Çelik Fabrikaları (Kardemir) 1937 yılında işletmeye açıldı. İkinci entegre tesis olan Ereğli Demir Çelik Fabrikaları (Erdemir), 1965’te yılında Türkiye’nin yassı ürün talebini karşılamak için faaliyete geçti. 1977 yılında ise, uzun ürün ve yarı mamul talebini karşılayabilmek amacıyla, üçüncü entegre tesis, İskenderun Demir Çelik Fabrikaları (İsdemir) işletmeye açıldı.

Hemen ardından, özel sektöre ait elektrik ark ocaklı tesislerin de faaliyete geçmeye başlamasıyla 5 ark ocaklı kuruluş işletmeye açıldı ve Türk demir çelik endüstrisi, 1980’de yıllık 4.2 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine ulaştı.

1980’li yıllarda yaşanan ekonomideki liberalleşme hareketleri, sadece Türk ekonomisi açısından değil, demir çelik endüstrisinin gelişimi açısından da, bir dönüm noktası oldu ve büyük bir gelişme gösterdi.

1996’da Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması sonucunda, gümrük vergilerinin karşılıklı olarak kaldırılması, Türkiye ile AB arasındaki çelik ticaretinin gelişmesine katkıda bulundu.

Türk demir çelik sektörü 2001 yılında, her birinin yıllık kapasitesi bir milyon ile üç milyon ton arasında değişen üç adet entegre tesis ve kapasiteleri 400 bin ile 2 milyon ton arasında değişen 15 adet elektrik ark ocaklı tesiste gerçekleştirdiği, 15 milyon ton ham çelik üretimi ile, dünya çelik üretiminde 15’inci sıraya yerleşti.

Bugün 20.8 milyon tonluk ülke ham çelik kapasitesinin yüzde 30’una tekabül eden 6.2 milyon tonu entegre tesislere, yüzde 70’ine tekabül eden 14.6 milyon tonu ise 15 adet elektrik ark ocaklı tesislere ait.

Ülke ham çelik kapasitesinin, 17.3 milyon tonluk bölümü (yüzde 84) uzun ürün üretimine, 3 milyon tonluk bölümü (yüzde14) yassı ürün üretimine, geriye kalan 450 bin tonluk bölümü ise (yüzde 2) vasıflı çeliğe yönelik. Sektörün, yassı, uzun ve vasıflı çelik de dahil olmak üzere, 2001 yılı toplam ham çelik üretimi 15 milyon ton.

Yine aynı dönemde, ham çelik üretiminin, yüzde 78’i uzun ürünlere, yüzde 20’si yassı ürünlere ve yüzde 2’si ise vasıflı çeliğe yönelik olarak yapıldı.

Yurtiçi ihtiyaca yetecek ölçüde kapasitenin bulunmaması nedeniyle yassı ürünlerde kapasite kullanım oranı yüzde 99’a ulaşırken, bu oran ihtiyaç fazlası kapasite nedeniyle uzun ürünlerde yüzde 67 seviyesinde kaldı.

Üretim yöntemi açısından, 2001 yılında toplam üretimin yüzde 65’i elektrik ark ocaklı tesisler tarafından, geriye kalan yüzde 35’i ise entegre tesisler tarafından gerçekleştirildi.

Çelik ürünlerinin toplam ülke ihracatındaki payı, 1981’de yüzde 1.9 iken, 2001’de yüzde 9,7’ye çıktı. Diğer taraftan, 1980’de yüzde 0.6 olan Türkiye’nin dünya çelik üretimi içindeki payı, 2001 yılında yüzde 1.8 seviyesine ulaştı.

Ne var ki, yaşanan ağır ekonomik kriz ve GSMH’de görülen yüzde 9.4 oranındaki küçülmeden dolayı, 2001 yılı çelik tüketiminde yüzde 34 civarında gerileme gözlendi. Bu durum;
· Çelik tüketim rakamlarının, 10 yıl önceki seviyesine gerilemesi,
· Esasen çok düşük olan kişi başına çelik tüketiminin, keskin bir azalış göstererek, gelişmiş ülkelerdeki seviyenin yaklaşık 1/3’üne inmesi,
· Uzun ürün tüketimindeki gerilemenin ise yüzde 39’a ulaşması,
· Uzun ürün üreten tesislerin, üretimlerinin yüzde 60’ın üzerindeki, ark ocaklı tesislerin ise üretimlerinin yüzde 80 civarında bir bölümünü ihraç eder duruma gelmeleri sonuçlarını doğurdu.

2001 yılında, yurt içi talepteki büyük daralma sebebiyle ortaya çıkan, ihtiyaç fazlası üretimin ihraç edilmesi gereği, sektör üzerinde ağır bir baskı yarattı. Söz konusu baskının ortadan kaldırılabilmesi için, önümüzdeki yıllarda bir taraftan kişi başına tüketim oranlarının arttırılmasına, diğer taraftan da, sektördeki üretim-tüketim dengesizliğinden kaynaklanan yapısal bozukluğun giderilmesine ihtiyaç duyuluyor.

Bu açıdan, 2001 yılının son ayında, İsdemir’in yassı ürüne dönüştürülmesi kaydıyla Erdemir’e devrine ilişkin protokolün imzalanmış olması, sektör açısından son yılların en kayda değer gelişmesini oldu. Söz konusu dönüştürme çalışmasının, önümüzdeki 5 yıl içerisinde tamamlanmasıyla, sektörün Türkiye’nin dış ticaret açığının kapatılmasına olan katkısının önemli ölçüde artması bekleniyor. Sektördeki son kamu kuruluşu olan İsdemir’in özelleştirilmesi, Türk demir-çelik sektörüne ‘tümüyle özel kesimin faaliyet gösterdiği bir sektör’ hüviyetini kazandırmış olması açısından da, önem taşıyor.

2001 yılında, ekonomik krizin ve bankalar sistemindeki çözülmenin, yatırımların durmasına ve yurt içi talebin daralmasına yol açan tesiri yanında, yüksek döviz kurlarının da etkisi ile, demir çelik ürünleri ihracatı, değer yönünden yüzde 28.2 oranında artarken, ithalatın yüzde 38 oranında gerilemesi, 2000 yılında yüzde 80 olan ihracatın ithalatı karşılama oranının 2001 yılında, yüzde 166’ya çıkmasına imkan sağladı.
Türkiye, esas itibariyle uzun ürün ve kütük ihracatı yapıyor ve en önemli pazarlarını AB ve Orta Doğu Ülkeleri oluşturuyor. 2001 yılı itibariyle çelik ürünleri 130’dan fazla ülkeye ihraç eder duruma geldi.

Türk demir çelik endüstrisi, hem kalite hem de kapasite açısından, son 15 yılda büyük gelişme gösterdi. Mevcut durum itibariyle dünyadaki 64 çelik üreten ülke arasında 15’inci sırada, Avrupa’da ise 5’inci sırada. 2001’de yapılan, yaklaşık 9.5 milyon tonluk toplam demir çelik ihracatında, AB ülkelerinin payı yüzde 28, Orta Doğu ülkelerinin payı yüzde 26 ve Uzak Doğu ülkelerinin payı yüzde 16 olarak gerçekleşti.

Ancak, uzun süredir tarife dışı engellerle müdahale edilmekte olan dünya çelik ticareti, 2001 yılında, ABD Hükümeti’nin başlattığı Section 201 soruşturması ile, korumacılık eğilimlerinin yoğunlaştığı bir döneme girmiş bulunuyor.

Dünya ticaretinde gözlenen globalleşme ve gümrük vergilerinin tümü ile kaldırılması istikametindeki gelişmelere de ters düşen bu durumun, bir taraftan çelik ticaretinde yeni dengelerin oluşmasına, diğer taraftan, çelik endüstrilerinin, ağırlıklı şekilde iç talebe cevap verecek bir yapısal değişiklik sürecine girmelerine yol açabileceği söyleniyor.


KAYNAKLAR
1. Devlet Planlama Teşkilatı Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Madencilik Özel İhtisas Komisyonu, Demir Çalışma Grubu Raporu, 2001, Ankara.
2. Devlet İstatistik Enstitüsü, Dış Ticaret Kataloğu (1989-2001).
3. Peker, S., "Türkiye Metal Madenleri Envanteri", İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü, Lisans Tezi, Haziran 2002, İstanbul.
Kaynak: www.istanbul.edu.tr

KAYNAK: Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği (www.dcud.org.tr)


06/05/2005

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol